Getirmek (to bring) conjugation

Turkish
35 examples

Conjugation of eiti

Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present tense
getiririm
I bring
getirirsin
you bring
getirir
he/she/it brings
getiririz
we bring
getirirsiniz
you all bring
getirirler
they bring
Future tense
getireceğim
I will bring
getireceksin
you will bring
getirecek
he/she/it will bring
getireceğiz
we will bring
getireceksiniz
you all will bring
getirecekler
they will bring
Present continuous tense
getiriyorum
I am bringing
getiriyorsun
you are bringing
getiriyor
he/she/it is bringing
getiriyoruz
we are bringing
getiriyorsunuz
you all are bringing
getiriyorlar
they are bringing
Past tense
getirdim
I brought
getirdin
you brought
getirdi
he/she/it brought
getirdik
we brought
getirdiniz
you all brought
getirdiler
they brought
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous tense
getiriyordum
I was bringing
getiriyordun
you were bringing
getiriyordu
he/she/it was bringing
getiriyorduk
we were bringing
getiriyordunuz
you all were bringing
getiriyorlardı
they were bringing
Present negative tense
getirmem
I do not bring
getirmezsin
you do not bring
getirmez
he/she/it do not bring
getirmeyiz
we do not bring
getirmezsiniz
you all do not bring
getirmezler
they do not bring
Present continuous negative tense
getirmiyorum
I am not bringing
getirmiyorsun
you are not bringing
getirmiyor
he/she/it is not bringing
getirmiyoruz
we are not bringing
getirmiyorsunuz
you all are not bringing
getirmiyorlar
they are not bringing
Past negative tense
getirmedim
I did not bring
getirmedin
you did not bring
getirmedi
he/she/it did not bring
getirmedik
we did not bring
getirmediniz
you all did not bring
getirmediler
they did not bring
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous negative tense
getirmiyordum
I was not bringing
getirmiyordun
you were not bringing
getirmiyordu
he/she/it was not bringing
getirmiyorduk
we were not bringing
getirmiyordunuz
you all were not bringing
getirmiyordular
they were not bringing
Future negative tense
getirmeyeceğim
I will not bring
getirmeyeceksin
you will not bring
getirmeyecek
he/she/it will not bring
getirmeyeceğiz
we will not bring
getirmeyeceksiniz
you all will not bring
getirmeyecekler
they will not bring
Present interrogative tense
getirir miyim?
do I bring?
getirir misin?
do you bring?
getirir mi?
does he/she bring?
getirir miyiz?
do we bring?
getirir misiniz?
do you all bring?
getirirler mi?
do they bring?
Present continuous interrogative tense
getiriyor muyum?
am I bringing?
getiriyor musun?
are you bringing?
getiriyor mu?
is he/she bringing?
getiriyor muyuz?
are we bringing?
getiriyor musunuz?
are you all bringing?
getiriyorlar mı?
are they bringing?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past interrogative tense
getirdim mi?
did I bring?
getirdin mi?
did you bring?
getirdi mi?
did he/she bring?
getirdik mi?
did we bring?
getirdiniz mi?
did you all bring?
getirdiler mi?
did they bring?
Past continuous interrogative tense
getiriyor muydum?
was I bringing?
getiriyor muydun?
were you bringing?
getiriyor muydu?
was he/she bringing?
getiriyor muyduk?
were we bringing?
getiriyor muydunuz?
were you all bringing?
getiriyorlar mıydı?
were they bringing?
Future interrogative tense
getirecek miyim?
will I bring?
getirecek misin?
will you bring?
getirecek mi?
will he/she bring?
getirecek miyiz?
will we bring?
getirecek misiniz?
will you all bring?
getirecekler mi?
will they bring?
Present negative interrogative tense
getirmez miyim?
do I not bring?
getirmez misin?
do you not bring?
getirmez mi?
does he/she not bring?
getirmez miyiz?
do we not bring?
getirmez misiniz?
do you all not bring?
getirmezler mi?
do they not bring?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present continuous negative interrogative tense
getirmiyor muyum?
am I not bringing?
getirmiyor musun?
are you not bringing?
getirmiyor mu?
is he/she not bringing?
getirmiyor muyuz?
are we not bringing?
getirmiyor musunuz?
are you all not bringing?
getirmiyorlar mı?
are they not bringing?
Past negative interrogative tense
getirmedim mi?
did I not bring?
getirmedin mi?
did you not bring?
getirmedi mi?
did he/she not bring?
getirmedik mi?
did we not bring?
getirmediniz mi?
did you all not bring?
getirmediler mi?
did they not bring?
Past continuous negative interrogative tense
getirmiyor muydum?
was I not bringing?
getirmiyor muydun?
were you not bringing?
getirmiyor muydu?
was he/she not bringing?
getirmiyor muyduk?
were we not bringing?
getirmiyor muydunuz?
were you all not bringing?
getirmiyorlar mıydı?
were they not bringing?
Future negative interrogative tense
getirmeyecek miyim?
will I not bring?
getirmeyecek misin?
will you not bring?
getirmeyecek mi?
will he/she not bring?
getirmeyecek miyiz?
will we not bring?
getirmeyecek misiniz?
will you all not bring?
getirmeyecekler mi?
will they not bring?

Examples of getirmek

Example in TurkishTranslation in English
"A" Alison'ın peşine düşmememizi söylüyordu çünkü muhtemelen "A" onu eve geri getirmek istiyordu."A" has been telling us to stop going after Alison probably because "A" wants to bring her home.
"Avını eve getirmek" ne demek?What do you mean, "bring home the kill"?
"Bir kişiyi varlık haline getirmek, o kişiye acı ve zarar verecektir.""To bring into existence someone who will suffer is to do harm to that person."
"Bu Tanrı'ya ün getirmek için oldu..."This has happened in order to bring glory to God...
"Bu dünyaya getirmek üzere olduğumuz çocuk güzel karımın karnının içinde büyümekte.""As the child we're about to bring into this world grows "inside the belly of my beautiful wife,
" Evet ve sana çiçek getiririm,Yes, and I will bring you flowers
"Adım Shane acı getiririm"My name is Shane I bring the pain
"Ben size büyük bir sevincin iyi haberlerini getiririm ..."I bring you good news of a greatjoy...
"Hemen getiririm".I'll bring it.
"Yüz yüze kaldığımız problemle ilgili erken çözüme ulaşmışız gibi davranamam, ...buna karşın, Meclis'e Hükümetimizin uygulanabilir her olasılığın izini sürdüğüne yemin edebilirim... ve umarım ki Meclis'e en kısa zamanda iyi haberler getiririm."'I cannot pretend there is an early solution to the problem that faces us, 'although I can promise this House that this Government is pursuing every option available to us 'and I hope to have good news to bring to the House very shortly.'
"Albümle birlikte getirirsin" dedim.I said, "Bring it when you bring the album."
"Her gün çeyrek litre taze süt getirirsin."... you bring in a fresh quart of milk every day...
- Acele etme tatlım. Onu nasıl buraya getirirsin?How could you bring her here?
- Arabayı yarın getirirsin.- Just bring the car back tomorrow.
- Ash kız arkadaşını getirirsin diye düşünmüştüm.Ash, I thought you were bringing your girlfriend.
" Başlamak şassızlık getirir."Starting brings misfortune.
"Bazen yaşam acı ve kavga getirir..."# Sometimes life brings pain and strife #
"Eşek arısının uğultusu yuvaya yıkım getirir.""The buzzing of the wasp brings destruction to its nest."
"Frankenstein"da, işkence edilmiş bir bilim adamı hayat belirtisini insan ve hayvan parçalarının sıra dışı birkimine getirir.In "frankenstein," a tortured scientist brings a spark of life to an odd collection of human and animal parts.
"Fırtınaya izin verme, Tırpan taşıyanı getirir."Don't let there be storm! That brings the reaper.
" Balım, sana bal getireceğim,Honey, I will bring you honey
"Bazı materyaller de getireceğim."I will bring more material.
"Eğer iyi bir ödeme yaparsanız, size Nagasaki'deki en güzel geyşayı getireceğim.""If you pay well, I will bring you the most beautiful geisha in Nagasaki."
"Onları süt ve balın ülkesine getireceğim."I will bring them to the land of milk and honey."
"sizi kendi ülkenize getireceğim.""and will bring you into your own land."
- Ben eve gelin getiriyorum. - Evet, oğlum.I am bringing your daughter-in-law home.
Bir kaç hediye de getiriyorum.I am bringing a little present too.
Bir sürü şey getiriyorum.I just am bringing a bunch of stuff.
Bundan dolayı ünlü haydut ve Kızılderili katili Butch Cavendish'i suçlarından dolayı asılması için Colby'ye getiriyorum.Which is why I am bringing notorious outlaw and Indian-killer, Butch Cavendish here to Colby to hang for his crimes.
Bütün isi ben getiriyorum.I am bringing in all the business.
! Evet, ve köpüklüsünden getirdim! Seni.. .Yeah, and I brought bubbly.
"...zum, zum, zum ve bum, bum, bum için." Bunun ne olduğunu bilmiyorum o yüzden biraz şekerleme ve elma getirdim, ne olur ne olmaz."zoom, zoom, zoom, and a boom, boom." - [ Both laugh ] - I don't know what that is, so I brought some sweats and an apple, just in case.
"Bak sana Yeni Gine'den ne getirdim?" demişti."Look what I brought you from New Guinea," he says.
"Bak, Joe, yemek getirdim, Ama ben pişirmedim, yani güvendesin.""Look, Joe, I brought you some dinner, but I didn't cook it, so you're safe."
"Bakın eve ne getirdim."Look at what I brought home.

More Turkish verbs

Related

Not found
We have none.

Similar

Not found
We have none.

Similar but longer

Not found
We have none.

Other Turkish verbs with the meaning similar to 'bring':

None found.
Learning languages?