Depolamak (to store) conjugation

Turkish
16 examples

Conjugation of eiti

Ben
Sen
O
Present tense
depolarım
I store
depolarsın
you store
depolar
he/she/it stores
Future tense
depolayacağım
I will store
-
-
Past tense
depoladım
I stored
-
-
Present continuous tense
depolıyorum
I am storing
-
-

Examples of depolamak

Example in TurkishTranslation in English
- ...depolamak için kullanıyor sanıyordum.Oh, I thought Parish am only using him to store sentimental stuff.
Bilgi depolamak için beyni kullanmış. Ama mühendis bakışıyla yaklaşmış. Hâlbuki insan hafızası bilgisayarlardan farklıdır.He am using therain to store data, but he am approaching it from an engineer's perspective, and human memory works differently than a computer.
Bir hafta içinde ağaçlarda fazlaca olacak ve bir şey depolamak isterseniz bizde boş bir hangar var.There'll be plenty on the trees in a week and... we've got a spare shed if you need to store anything.
Bir kaç yıl önce gerçekleştirdikleri bir nükleer güç projesi için plütonyum depolamak üzere inşa edildi.It am built to store plutonium for an atomic power project they did here a few years ago.
Bu tuhaf şekilli ağaçlar, gövdelerinde su depolamak üzere gelişmişler.These bizarrely shaped trees evolved to store water in their trunks.
Siz anlaşma yaparken burada depolarım.I'll store it here while you work a deal.
Bu zaman süresince açlık çeken bir cenin olursan, vücudun öyle programlanır ki, hayat boyu vücudundaki şeker ve yağ miktarının azalacağından korkarsın ve aldığın miktarların tamamını depolarsın.Be a fetus who am starving during that time and your body programs forever after to be really, really stingy with your sugar and fat and what you do is you store every bit of it.
¶ ve benim için fıstıkları depolarsın ¶# And store my nuts for me #
- Her modül bir bilinç depolar.- Each module stores one consciousness.
- O depolar pis kokuyor.- Those stores smell bad.
Bağlar ve tendonlar ayağın yaylı kemerlerini destekler, böylece ayağın her yere vuruşunda koşuyu daha verimli yapacak şekilde, yay enerjiyi depolar ve sonra serbest bırakır.The ligaments and tendons support the sprung arches of the foot so that every time our foot hits the ground, the spring stores and then releases energy, making running more efficient.
Bilgisayarlar alfabeyi böyle depolar. 80, P'yi ifade ediyor. 84 ise T'yi.It's how, uh, a computer stores the alphabet.' 80 stands for P, 84 stands for T.
Buradaki çoğu bitki gibi uncarina da suyu gövdesinde depolar.Like most plants here, this uncarina stores water in its stem.
Anne, maden damarını yer altına depoladım.I have stored the mother lode underground.
Jin, Kazuya ve Heihachi için veri depoladım.I have data stored for Jin, Kazuya, and Heihachi.
Şimdiye kadar yazıIan tüm askari yaşam öyküsünü depoladımI've stored every military memoir ever written.

More Turkish verbs

Related

Not found
We have none.

Similar

Not found
We have none.

Similar but longer

depolanmak
do

Random

demek istemek
mean to say
denizdeki balığın karada komisyonculuğunu yapmak
make the fish in the sea to the land commission
denize indirmek
launch
denkiyle karşılamak
meet his match
denkleşmek
compensate
deplasmana gitmek
go displacement
depolanmak
do
dert eğirmek
trouble spinning
dertsiz başını derde sokmak
entangle carefree
desteklenmek
stay up

Other Turkish verbs with the meaning similar to 'store':

None found.
Learning languages?