Satmak (to sell) conjugation

Turkish
35 examples
This verb can also mean the following: market, betray

Conjugation of eiti

Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present tense
satarım
I sell
satarsın
you sell
satar
he/she/it sells
satarız
we sell
satarsınız
you all sell
satarlar
they sell
Future tense
satacağım
I will sell
satacaksın
you will sell
satacak
he/she/it will sell
satacağız
we will sell
satacaksınız
you all will sell
satacaklar
they will sell
Present continuous tense
satıyorum
I am selling
satıyorsun
you are selling
satıyor
he/she/it is selling
satıyoruz
we are selling
satıyorsunuz
you all are selling
satıyorlar
they are selling
Past tense
sattım
I sold
sattın
you sold
sattı
he/she/it sold
sattık
we sold
sattınız
you all sold
sattılar
they sold
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous tense
satıyordum
I was selling
satıyordun
you were selling
satıyordu
he/she/it was selling
satıyorduk
we were selling
satıyordunuz
you all were selling
satıyorlardı
they were selling
Present negative tense
satmam
I do not sell
satmazsın
you do not sell
satmaz
he/she/it do not sell
satmayız
we do not sell
satmazsınız
you all do not sell
satmazlar
they do not sell
Present continuous negative tense
satmıyorum
I am not selling
satmıyorsun
you are not selling
satmıyor
he/she/it is not selling
satmıyoruz
we are not selling
satmıyorsunuz
you all are not selling
satmıyorlar
they are not selling
Past negative tense
satmadım
I did not sell
satmadın
you did not sell
satmadı
he/she/it did not sell
satmadık
we did not sell
satmadınız
you all did not sell
satmadılar
they did not sell
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous negative tense
satmıyordum
I was not selling
satmıyordun
you were not selling
satmıyordu
he/she/it was not selling
satmıyorduk
we were not selling
satmıyordunuz
you all were not selling
satmıyordular
they were not selling
Future negative tense
satmayacağım
I will not sell
satmayacaksın
you will not sell
satmayacak
he/she/it will not sell
satmayacağız
we will not sell
satmayacaksınız
you all will not sell
satmayacaklar
they will not sell
Present interrogative tense
satar mıyım?
do I sell?
satar mısın?
do you sell?
satar mı?
does he/she sell?
satar mıyız?
do we sell?
satar mısınız?
do you all sell?
satarlar mı?
do they sell?
Present continuous interrogative tense
satıyor muyum?
am I selling?
satıyor musun?
are you selling?
satıyor mu?
is he/she selling?
satıyor muyuz?
are we selling?
satıyor musunuz?
are you all selling?
satıyorlar mı?
are they selling?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past interrogative tense
sattım mı?
did I sell?
sattın mı?
did you sell?
sattı mı?
did he/she sell?
sattık mı?
did we sell?
sattınız mı?
did you all sell?
sattılar mı?
did they sell?
Past continuous interrogative tense
satıyor muydum?
was I selling?
satıyor muydun?
were you selling?
satıyor muydu?
was he/she selling?
satıyor muyduk?
were we selling?
satıyor muydunuz?
were you all selling?
satıyorlar mıydı?
were they selling?
Future interrogative tense
satacak mıyım?
will I sell?
satacak mısın?
will you sell?
satacak mı?
will he/she sell?
satacak mıyız?
will we sell?
satacak mısınız?
will you all sell?
satacaklar mı?
will they sell?
Present negative interrogative tense
satmaz mıyım?
do I not sell?
satmaz mısın?
do you not sell?
satmaz mı?
does he/she not sell?
satmaz mıyız?
do we not sell?
satmaz mısınız?
do you all not sell?
satmazlar mı?
do they not sell?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present continuous negative interrogative tense
satmıyor muyum?
am I not selling?
satmıyor musun?
are you not selling?
satmıyor mu?
is he/she not selling?
satmıyor muyuz?
are we not selling?
satmıyor musunuz?
are you all not selling?
satmıyorlar mı?
are they not selling?
Past negative interrogative tense
satmadım mı?
did I not sell?
satmadın mı?
did you not sell?
satmadı mı?
did he/she not sell?
satmadık mı?
did we not sell?
satmadınız mı?
did you all not sell?
satmadılar mı?
did they not sell?
Past continuous negative interrogative tense
satmıyor muydum?
was I not selling?
satmıyor muydun?
were you not selling?
satmıyor muydu?
was he/she not selling?
satmıyor muyduk?
were we not selling?
satmıyor muydunuz?
were you all not selling?
satmıyorlar mıydı?
were they not selling?
Future negative interrogative tense
satmayacak mıyım?
will I not sell?
satmayacak mısın?
will you not sell?
satmayacak mı?
will he/she not sell?
satmayacak mıyız?
will we not sell?
satmayacak mısınız?
will you all not sell?
satmayacaklar mı?
will they not sell?

Examples of satmak

Example in TurkishTranslation in English
"Annem gözlerimi satmak istedi!""My mother wanted to sell my eyes!"
"Bay Carson, kaçmaya karar verdim... "...ve acaba satmak için birkaç gümüş alabilir miyim?" dedi.She said, 'Mr Carson, I've decided to run away and I wonder if I might take some of the silver to sell. '
"Bir bilet bile satmak zor!""It's hard to sell even one ticket"
"Eğer bir yalanı satmak istiyorsan gazetecileri buna ikna etmelisin" derdi.If you want to sell a lie... get the press to sell it for you.
"Hayatının geri kalanında şekerli su mu satmak istersin yoksa tarih yazmak mı?""Do you wanna sell sugared water for the rest of your life or do you wanna make history?"
- Arabayı satarım.- I'd sell the car.
- Babua'nın mutluluğu için herşeyi satarım.- I'll sell anything for his joy.
- Balık satarım.- I sell fish.
- Bana verirsin ben burada satarım. Kârı da paylaşırız..Give it to me,I'll sell it here,and we'll share the profit.
- Belki taksiyi satarım, sonra da ev benim olur.Perhaps I sell taxi, then... Little house be all mine.
- Ah, boşver, bu kadar emlak satarken, işler bu kadar iyi giderken, herhalde sen de bir sabah satarsın.- Oon't gripe to me. With that big piece of real estate and this thriving business, you could just sell an acre.
- Arkadaşlarını nasıl satarsın?How could you sell out your friends? !
- Ben yaparım, sen satarsın.- Yeah! I cook, you sell.
- Bir araba satarsın...- You'd sell a car...
- Hepsini satarsın.- You can sell it all.
"Drama satar."Drama sells.
"Favori mağazam ayrıca düdük de satar" değil.Not "my favorite clothing store also sells bongs."
"Güzellik uzmanıdır ve gıda satar" diyor. Uyuşturucu satıyor."He says he's a beautician and sells you nutrition." He sells drugs.
"Ruhunu Şeytan'a satar.""He sells his soul to the Devil."
"Topal çoban çatal sapan yapar satar" diyebiliyorum ama.Although I have no problem with "Sally sells seashells by the seashore."
"Eğer arılara bakmayacaksan onları mecburen satacağım.""If you keep on avoiding bees, I will sell them."
"Sinematografı bana verirsen tüm ordumu sana satacağım.""I will sell you my entire army if you give me the cinematograph."
- Malzemelerimi satacağım.I will sell some of my equipment.
Aşkımı ve yeteneğimi satacağım.I will sell my talent and love.
Belirli bir miktar için Hindistan'a satacağım.l will sell India for any amount.
"Güvence satıyorum."I am selling security.
"Okumaya devam edebilmek için şeker satıyorum, böylece sokaklara düşüp uyuşturucu satmayacağım."I am selling candy so I can stay in school and not end up on the street selling drugs."
- Benzin istasyonunu satıyorum.- I am selling the gas station.
Araba satıyorum, yünleri boyuyorum Obadiah öğretmenlik gibi bir iş bulmamı istiyor. Çünkü kıtlık var ve mısır bu sene bizi kurtarmayacak.I am selling cars, I'm dyeing wool, obadiah wants me to take a job as a schoolteacher, because there's a drought, and the corn isn't gonna save us this year.
Aynı dükkanda on beş yıldır içki satıyorum.Fifteen years I am selling liquor out of the same store.
" Zamanı " Mutiny adlı bir şirkete sattım.I retrofitted the mainframe. I sold the time to an exciting company called Mutiny.
"Ben seni sattım, sen beni sattın.""I sold you, you sold me. "
"Ben seni sattım..."I sold you...
"Bir sürü genç kadını istememelerine rağmen hapsettim." "Onları köle gibi çalıştırdım ve bebeklerini en yüksek fiyat verenlere sattım."I incarcerated a load of young women against their will, used them as slave labour, then sold their babies to the highest bidder."
"Bir zamanlar dünya kadar büyü kitabım vardı ama maalesef hepsini Yorkshireli bir bilgeye sattım.""I did have a great many magical books at one time, "but, alas, I sold them all to a learned man of Yorkshire."

More Turkish verbs

Related

Not found
We have none.

Similar

Not found
We have none.

Similar but longer

Not found
We have none.

Random

saklatmak
swish
sapıtmak
go haywire
sardırmak
constrain
sarkmak
sag
sarsmak
shake
sası kokmak
do
satıp savmak
sell up
satıya çıkarmak
remove sati
sattırmak
let somebody sell something
savrulmak
skid

Other Turkish verbs with the meaning similar to 'sell':

None found.
Learning languages?