Ummak (to hope) conjugation

Turkish
28 examples
This verb can also mean the following: expect, anticipate, look for

Conjugation of eiti

Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present tense
umarım
I hope
umarsın
you hope
umar
he/she/it hopes
umarız
we hope
umarsınız
you all hope
umarlar
they hope
Future tense
umacağım
I will hope
umacaksın
you will hope
umacak
he/she/it will hope
umacağız
we will hope
umacaksınız
you all will hope
umacaklar
they will hope
Present continuous tense
umuyorum
I am hoping
umuyorsun
you are hoping
umuyor
he/she/it is hoping
umuyoruz
we are hoping
umuyorsunuz
you all are hoping
umuyorlar
they are hoping
Past tense
umdum
I hoped
umdun
you hoped
umdu
he/she/it hoped
umduk
we hoped
umdunuz
you all hoped
umdular
they hoped
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous tense
umuyordum
I was hoping
umuyordun
you were hoping
umuyordu
he/she/it was hoping
umuyorduk
we were hoping
umuyordunuz
you all were hoping
umuyorlardı
they were hoping
Present negative tense
ummam
I do not hope
ummazsın
you do not hope
ummaz
he/she/it do not hope
ummayız
we do not hope
ummazsınız
you all do not hope
ummazlar
they do not hope
Present continuous negative tense
ummuyorum
I am not hoping
ummuyorsun
you are not hoping
ummuyor
he/she/it is not hoping
ummuyoruz
we are not hoping
ummuyorsunuz
you all are not hoping
ummuyorlar
they are not hoping
Past negative tense
ummadım
I did not hope
ummadın
you did not hope
ummadı
he/she/it did not hope
ummadık
we did not hope
ummadınız
you all did not hope
ummadılar
they did not hope
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous negative tense
ummuyordum
I was not hoping
ummuyordun
you were not hoping
ummuyordu
he/she/it was not hoping
ummuyorduk
we were not hoping
ummuyordunuz
you all were not hoping
ummuyordular
they were not hoping
Future negative tense
ummayacağım
I will not hope
ummayacaksın
you will not hope
ummayacak
he/she/it will not hope
ummayacağız
we will not hope
ummayacaksınız
you all will not hope
ummayacaklar
they will not hope
Present interrogative tense
umar mıyım?
do I hope?
umar mısın?
do you hope?
umar mı?
does he/she hope?
umar mıyız?
do we hope?
umar mısınız?
do you all hope?
umarlar mı?
do they hope?
Present continuous interrogative tense
umuyor muyum?
am I hoping?
umuyor musun?
are you hoping?
umuyor mu?
is he/she hoping?
umuyor muyuz?
are we hoping?
umuyor musunuz?
are you all hoping?
umuyorlar mı?
are they hoping?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past interrogative tense
umdum mu?
did I hope?
umdun mu?
did you hope?
umdu mu?
did he/she hope?
umduk mu?
did we hope?
umdunuz mu?
did you all hope?
umdular mu?
did they hope?
Past continuous interrogative tense
umuyor muydum?
was I hoping?
umuyor muydun?
were you hoping?
umuyor muydu?
was he/she hoping?
umuyor muyduk?
were we hoping?
umuyor muydunuz?
were you all hoping?
umuyorlar mıydı?
were they hoping?
Future interrogative tense
umacak mıyım?
will I hope?
umacak mısın?
will you hope?
umacak mı?
will he/she hope?
umacak mıyız?
will we hope?
umacak mısınız?
will you all hope?
umacaklar mı?
will they hope?
Present negative interrogative tense
ummaz mıyım?
do I not hope?
ummaz mısın?
do you not hope?
ummaz mı?
does he/she not hope?
ummaz mıyız?
do we not hope?
ummaz mısınız?
do you all not hope?
ummazlar mı?
do they not hope?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present continuous negative interrogative tense
ummuyor muyum?
am I not hoping?
ummuyor musun?
are you not hoping?
ummuyor mu?
is he/she not hoping?
ummuyor muyuz?
are we not hoping?
ummuyor musunuz?
are you all not hoping?
ummuyorlar mı?
are they not hoping?
Past negative interrogative tense
ummadım mı?
did I not hope?
ummadın mı?
did you not hope?
ummadı mı?
did he/she not hope?
ummadık mı?
did we not hope?
ummadınız mı?
did you all not hope?
ummadılar mı?
did they not hope?
Past continuous negative interrogative tense
ummuyor muydum?
was I not hoping?
ummuyor muydun?
were you not hoping?
ummuyor muydu?
was he/she not hoping?
ummuyor muyduk?
were we not hoping?
ummuyor muydunuz?
were you all not hoping?
ummuyorlar mıydı?
were they not hoping?
Future negative interrogative tense
ummayacak mıyım?
will I not hope?
ummayacak mısın?
will you not hope?
ummayacak mı?
will he/she not hope?
ummayacak mıyız?
will we not hope?
ummayacak mısınız?
will you all not hope?
ummayacaklar mı?
will they not hope?

Examples of ummak

Example in TurkishTranslation in English
- Duyabileceği şeyi ummak için. - Komik.For the hope of what they might hear.
- En iyisi, hiç görmemeni ummak.Well, let's just hope you never do.
- Tek yapabileceğimiz en iyisini ummak.- Without good data, all we can do is wait... - ...and hope for the best.
Ama bunu istemek çok olur, ummak bile yeterince muhteşem.But it's too much to ask, too noble a gesture to hope for.
Ama burada tek yapabileceğimiz böyle yatıp virüsü kapmamış olmayı ummak.But all we can do here is lie around and hope that we're not infected.
" Benim gitmek istediğim yerler gider umarım."I hope it goes to all the places I want to go.
"... bu yüzden, umarım bu okunabilir halde olur. ""and et, so I hope this will be readable.
"... umarım bu daha da kötüleştirmez...""... I hope this doesn't make it worse..."
"...umarım beni affedersin.""and I hope you forgive me
"...umarım bulunamaz." diye bahsetmiyor."If this is who George Sr. is, let's hope he remains missing."
- Ancak umarsın, değil mi?Well, one can only hope, right?
- Neyi umarsın?You hope what?
...ve hapse girip burada ne olduğunu çözmelerini umarsın.You get arrested for killing a cop, and you go to jail and hope they sort out what happened here.
Ancak umarsın zaten.One can only hope.
Bazen birisine deneysel bir enerji bandı ile belli bir dozda ilaç verdiğinde o kişinin ortalıkta başıboş dolaşıp gereksizce dikkat çekmesindense, masasında sessizce oturmasını umarsın.You know when you accidentally dose someone, like with an experimental energy patch... and you hope they'll sit quietly at their desks... but instead they wander around, drawing unnecessary attention to themselves?
Dediğim gibi meşhur kadın odalıklarla her erkek, diğerlerinin çaktığı yerlerde başarılı olmayı umar.As I said, with the famous courtesans every man hopes to succeed where all the others failed.
Herkesi korur, her şeye inanır, ...her şeyi umar, her şeye dayanır.It protects everybody, believes all things, hopes all things, endures all things
dikenlerin arasından gülleri topla uyuyan ağaçların rüyalarını böl... dikenlerin arasından gülleri topla uyuyan ağaçların rüyalarını böl... bir çok masal. bir hikaye seçip... kitaplardan kaçmayı umar.Through the thorns, pluck the roses snip the dreams, from the tree of snoozes. Through the thorns, pluck the roses snip the dreams, from the tree of snoozes. Many a tales, of hopes to look.
- Bunun sadece bir kâbus olduğunu umuyorum.I am hoping it's just a bad dream.
- Mesajı aldı diye umuyorum.I am hoping she has got the message.
Aksini kanıtlamayı umuyorum.I am hoping to prove otherwise.
Ama Tara Knowles'ın olayı biraz aydınlatabileceğini umuyorum.But I am hoping that Tara Knowles might be able to shed some light.
Ama umuyorum ki çocukları bir araya getirip her şeyi açıklağa kavuştururuz.But I am hoping that by bringing the kids together, we can push everything out into the open.
"Onları sırlarından kurtarmayı umdum."I hoped I'd freed them of their secret.
"Şuandan itibaren seninle ilgileneceğim" deyip, beni alıp, tüm bu işe yaramaz formaliteden uzaklara götürmeni umdum.Telling me: "From now on I'll take care of you". I hoped you'd take me away from all these useless formalities.
# Ve günün birinde geri dönmesini umdum #♪ And hoped that ♪ ♪ Someday she'd come back ♪
- Benimkini de. - Sizi sık sık düşündüm iyi ve mutlu olmanızı umdum.- I've thought of you so often... and hoped you were well and happy.
- Beğenirsin diye umdum.- I hoped you'd like it.

More Turkish verbs

Related

Not found
We have none.

Similar

Not found
We have none.

Similar but longer

Not found
We have none.

Other Turkish verbs with the meaning similar to 'hope':

None found.
Learning languages?