Dayanmak (to withstand) conjugation

Turkish
7 examples

Conjugation of eiti

Ben
Sen
O
Present tense
dayanırım
I withstand
dayanırsın
you withstand
dayanır
he/she/it withstands
Future tense
dayanacağım
I will withstand
-
-
Past tense
dayandım
I withstood
-
-
Present continuous tense
dayanıyorum
I am withstanding
-
-

Examples of dayanmak

Example in TurkishTranslation in English
16 inç kalınlığında kuvvetlendirilmiş betan duvarlarla çevrili... orijinal olarak bir nükleer saldırıya karşı dayanmak için tasarlandı.Surrounded by 16-inch reinforced concrete walls... originally designed to withstand a nuclear attack.
Babam hapisteyken günlüklerine hayatın değerinin dayanabilme katsayımızla ölçüldüğünü uğruna savaştığımız şeyi unutmadığımız sürece yorgunluğa katlanmak, acıya dayanmak ve mücadeleye devam etmek için inanılmaz bir yeteneğe sahip olduğumuzu yazmış.When my father am in prison, he wrote in his journals about how the value of life can be directly measured by our will to endure, that we have a remarkable ability to resist fatigue, to withstand pain, to keep fighting, as long as we don't lose sight of what we're fighting for.
Balboa'nın bu katliama dayanmak için çok formda olması gerek.Balboa has gotta be in great shape to withstand that butchery.
Bu korkunç soğuğa dayanmak için, atalarımız gerçekten dâhiyane bir şeyle ortaya çıkmak zorundaydı.To withstand this terrible cold, our ancestors had to come up with something really ingenious.
Bu şekilde bir boğma şekline dayanmak beni aşar.How anyone could withstand that degree of asphyxiation is beyond me.
O zamanlar iyi dayandım ama daha sonraki hayatımda çok sorunlar yaşadım çünkü o olaylar geri geliyor ve asla unutamıyorsun.I withstood it well... but I had a lot of trouble in later life... because those events would come back... and you never forget them.
birçok silah yaratmak için acıya dayandım.I have withstood pain to create many weapons.

More Turkish verbs

Other Turkish verbs with the meaning similar to 'withstand':

None found.
Learning languages?