Verilmek (to do) conjugation

Turkish
10 examples

Conjugation of eiti

Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present tense
verilirim
I do
verilirsin
you do
verilir
he/she/it does
veriliriz
we do
verilirsiniz
you all do
verilirler
they do
Future tense
verileceğim
I will do
verileceksin
you will do
verilecek
he/she/it will do
verileceğiz
we will do
verileceksiniz
you all will do
verilecekler
they will do
Present continuous tense
veriliyorum
I am doing
veriliyorsun
you are doing
veriliyor
he/she/it is doing
veriliyoruz
we are doing
veriliyorsunuz
you all are doing
veriliyorlar
they are doing
Past tense
verildim
I did
verildin
you did
verildi
he/she/it did
verildik
we did
verildiniz
you all did
verildiler
they did
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous tense
veriliyordum
I was doing
veriliyordun
you were doing
veriliyordu
he/she/it was doing
veriliyorduk
we were doing
veriliyordunuz
you all were doing
veriliyorlardı
they were doing
Present negative tense
verilmem
I do not do
verilmezsin
you do not do
verilmez
he/she/it do not do
verilmeyiz
we do not do
verilmezsiniz
you all do not do
verilmezler
they do not do
Present continuous negative tense
verilmiyorum
I am not doing
verilmiyorsun
you are not doing
verilmiyor
he/she/it is not doing
verilmiyoruz
we are not doing
verilmiyorsunuz
you all are not doing
verilmiyorlar
they are not doing
Past negative tense
verilmedim
I did not do
verilmedin
you did not do
verilmedi
he/she/it did not do
verilmedik
we did not do
verilmediniz
you all did not do
verilmediler
they did not do
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous negative tense
verilmiyordum
I was not doing
verilmiyordun
you were not doing
verilmiyordu
he/she/it was not doing
verilmiyorduk
we were not doing
verilmiyordunuz
you all were not doing
verilmiyordular
they were not doing
Future negative tense
verilmeyeceğim
I will not do
verilmeyeceksin
you will not do
verilmeyecek
he/she/it will not do
verilmeyeceğiz
we will not do
verilmeyeceksiniz
you all will not do
verilmeyecekler
they will not do
Present interrogative tense
verilir miyim?
do I do?
verilir misin?
do you do?
verilir mi?
does he/she do?
verilir miyiz?
do we do?
verilir misiniz?
do you all do?
verilirler mi?
do they do?
Present continuous interrogative tense
veriliyor muyum?
am I doing?
veriliyor musun?
are you doing?
veriliyor mu?
is he/she doing?
veriliyor muyuz?
are we doing?
veriliyor musunuz?
are you all doing?
veriliyorlar mı?
are they doing?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past interrogative tense
verildim mi?
did I do?
verildin mi?
did you do?
verildi mi?
did he/she do?
verildik mi?
did we do?
verildiniz mi?
did you all do?
verildiler mi?
did they do?
Past continuous interrogative tense
veriliyor muydum?
was I doing?
veriliyor muydun?
were you doing?
veriliyor muydu?
was he/she doing?
veriliyor muyduk?
were we doing?
veriliyor muydunuz?
were you all doing?
veriliyorlar mıydı?
were they doing?
Future interrogative tense
verilecek miyim?
will I do?
verilecek misin?
will you do?
verilecek mi?
will he/she do?
verilecek miyiz?
will we do?
verilecek misiniz?
will you all do?
verilecekler mi?
will they do?
Present negative interrogative tense
verilmez miyim?
do I not do?
verilmez misin?
do you not do?
verilmez mi?
does he/she not do?
verilmez miyiz?
do we not do?
verilmez misiniz?
do you all not do?
verilmezler mi?
do they not do?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present continuous negative interrogative tense
verilmiyor muyum?
am I not doing?
verilmiyor musun?
are you not doing?
verilmiyor mu?
is he/she not doing?
verilmiyor muyuz?
are we not doing?
verilmiyor musunuz?
are you all not doing?
verilmiyorlar mı?
are they not doing?
Past negative interrogative tense
verilmedim mi?
did I not do?
verilmedin mi?
did you not do?
verilmedi mi?
did he/she not do?
verilmedik mi?
did we not do?
verilmediniz mi?
did you all not do?
verilmediler mi?
did they not do?
Past continuous negative interrogative tense
verilmiyor muydum?
was I not doing?
verilmiyor muydun?
were you not doing?
verilmiyor muydu?
was he/she not doing?
verilmiyor muyduk?
were we not doing?
verilmiyor muydunuz?
were you all not doing?
verilmiyorlar mıydı?
were they not doing?
Future negative interrogative tense
verilmeyecek miyim?
will I not do?
verilmeyecek misin?
will you not do?
verilmeyecek mi?
will he/she not do?
verilmeyecek miyiz?
will we not do?
verilmeyecek misiniz?
will you all not do?
verilmeyecekler mi?
will they not do?

Examples of verilmek

Example in TurkishTranslation in English
-Belki ödünç verilmek istemiyor.-Maybe she doesn't want to be borrowed.
Adam başkana verilmek üzere bir CD taşıyordu.What he doesn't know is that man had a computer diskette that he was trying to get to the President.
Bakıcı aileye verilmek istemezsin.You don't want to end up being taken away.
Bir milyon dolar, Samuel Mortimer adına kayıtlı bir hesapta ve yarışmayı kazanan kişiye verilmek üzere Toronto Bankası'nda güven içinde yatıyor.A million dollars was taken out of an account under the name of Samuel Mortimer and placed in trust with the Bank of Toronto, to be released to the winner if the terms of the challenge are met.
Bu plandan vazgeçmezseniz sizi ihbar etmekle tehdit etti ve intikam almanızdan korunmak için de, ölümünden sonra polise verilmek üzere, o mektubun bir kopyasını yazıp sakladığını bildirdi.And, in order to protect herself from your retribution, /she hid a copy of that letter /to be read in the event of her death. /And told to you that she had done so.
Eğer ölmezsem mahkemeye verilirim.If I don't, I get court- martialled for desertion.
Bir tek rahiplerin tanrılarla konuşmasına izin verilir.In the modern world that stuff doesn't happen.
Eğer bulunamazsa çocuk yeni bir aileye verilir. Lisa'ya olduğu gibi.and if cps doesn't find one, the baby will go into foster care, which is what happened to lisa.
İş görmeyen her alet geri alınır... yerine sağlamı verilir.Any item that don't do what it's supposed to will be exchanged for one that does.
Önce evlatlık olarak verildim ama olmadı. Sonra yatılı okul.I started off being fostered, but... it didn't work out.

More Turkish verbs

Related

Not found
We have none.

Similar

Not found
We have none.

Similar but longer

Not found
We have none.

Other Turkish verbs with the meaning similar to 'do':

None found.
Learning languages?