Uygulamak (to apply) conjugation

Turkish
20 examples

Conjugation of eiti

Ben
Sen
O
Present tense
uygularım
I apply
uygularsın
you apply
uygular
he/she/it applies
Future tense
uygulayacağım
I will apply
-
-
Past tense
uyguladım
I applied
-
-
Present continuous tense
uygulıyorum
I am applying
-
-

Examples of uygulamak

Example in TurkishTranslation in English
"Pembemsi", şahsi bir terim ve şahsi bir yargıyı kanıtlara uygulamak için rahat değilim, henüz..."Pinkish" is a subjective term and I'm not comfortable applying a subjective evaluation to evidence that's not even...
Al şunu at çantaya. Adamı bulur ve gözünü çıkarırsak karışıma dahil etmek ve Nick'in gözlerine uygulamak için az vaktimiz olacak.If we find him and make the extraction, we only have a few minutes to mix it into a paste and apply
Ama ortada ceza varsa biri onu uygulamak zorunda.But once there's a penalty, somebody has to apply it!
Aslında bu silahı Bir Numara'ya karşı uygulamak niyetindeydim.I originally intended to apply this weapon against Number One.
Aynı kuralları bütün öğrencilerime uygulamak zorundayım yoksa adil davranmış olmam.l must apply the same set of standards to all my students or else l'm really not being fair.
- Ben kanunu uygularım. - Biliyorum.The rules don't apply to you, all right?
Banane Ray..hep böyle yapıyorsun Bi daha geç kal gerekeni uygularımDo you always like banana Ray .. Bi later apply what to Stay
Duygusal bir şok uygularım.I apply an emotional shock.
Geometrik olarak düzenlersen, standart metodları kullanıyorsundur, bu bir makine, bu bir algoritma, kuralları uygularsın.If you set them up geometrically, you're using the standard methods, it's a machine, it's an algorithm, you apply the rules.
Kalbinin üstündeki yarayı yükseltirsin ve bu bölgeye basınç uygularsın.You elevate the wound above the heart and you apply pressure to the area.
Babam Mitch kendisini uygular ve diyor ki düşünmüyor. O kendi sorunları için başkalarını suçlamak görünüyor.Dad doesn't think Mitch applies himself and says he looks to blame other people for his problems.
Bilimin küfünü, "bilinemeyenlerin" bulandırdığı, gerçekte karanlık ve karışık gruplarına uygular.It applies a patina of science over what is essentially a dark and complex set of roiling unknowables.
Futbol hakemiyle avukat arasındaki farksa şudur: Futbol hakemi sıklıkla yorum yapmak durumunda kalırken avukat sade bir şekilde kanunları uygular.The difference between a referee and a lawyer is that a referee often has to interpret and improvise while a lawyer simply applies the law.
General Howe askeri stratejisini disiplin ve hassas bir bilimle sahada uygular. Ancak benim yaptığım daha çok sanata yakın.General Howe applies his military strategy on the field with the discipline and precision of a science, but what I do... is closer to an art.
Sağ kazanr,sol politikalar uygular.The Right wins, then applies Leftist policies.
- İkinci bir turnikeyi uyguladım.SITREP, mate. - I applied a second tourniquet.
Aslında, biraz baskı uyguladım, diyeyim.- Sure. Well, actually, let's say I applied some pressure.
Baskı uyguladım ama ne oluyor anlamıyorum.I applied pressure, but I don't know what's going on.
Ben boynuna uyguladım.Since he had a wound on his chest I applied it on his neck.
Ben sadece küçük bir miktar uyguladım ve dağ serinliği gibi hissediyorum.I only applied a small amount and I feel like I'm in a cool mountain stream.

More Turkish verbs

Related

Not found
We have none.

Similar

uğrulamak
do
uyarlamak
adapt
uyuklamak
slumber
uyumlamak
attune

Similar but longer

uygulanmak
do
uygulatmak
do

Other Turkish verbs with the meaning similar to 'apply':

None found.
Learning languages?