Can vermek (to die) conjugation

Turkish
19 examples

Conjugation of eiti

Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present tense
can veririm
I die
can verirsin
you die
can verir
he/she/it dies
can veririz
we die
can verirsiniz
you all die
can verirler
they die
Future tense
can vereceğim
I will die
can vereceksin
you will die
can verecek
he/she/it will die
can vereceğiz
we will die
can vereceksiniz
you all will die
can verecekler
they will die
Present continuous tense
can veriyorum
I am dying
can veriyorsun
you are dying
can veriyor
he/she/it is dying
can veriyoruz
we are dying
can veriyorsunuz
you all are dying
can veriyorlar
they are dying
Past tense
can verdim
I died
can verdin
you died
can verdi
he/she/it died
can verdik
we died
can verdiniz
you all died
can verdiler
they died
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous tense
can veriyordum
I was dying
can veriyordun
you were dying
can veriyordu
he/she/it was dying
can veriyorduk
we were dying
can veriyordunuz
you all were dying
can veriyorlardı
they were dying
Present negative tense
can vermem
I do not die
can vermezsin
you do not die
can vermez
he/she/it do not die
can vermeyiz
we do not die
can vermezsiniz
you all do not die
can vermezler
they do not die
Present continuous negative tense
can vermiyorum
I am not dying
can vermiyorsun
you are not dying
can vermiyor
he/she/it is not dying
can vermiyoruz
we are not dying
can vermiyorsunuz
you all are not dying
can vermiyorlar
they are not dying
Past negative tense
can vermedim
I did not die
can vermedin
you did not die
can vermedi
he/she/it did not die
can vermedik
we did not die
can vermediniz
you all did not die
can vermediler
they did not die
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous negative tense
can vermiyordum
I was not dying
can vermiyordun
you were not dying
can vermiyordu
he/she/it was not dying
can vermiyorduk
we were not dying
can vermiyordunuz
you all were not dying
can vermiyordular
they were not dying
Future negative tense
can vermeyeceğim
I will not die
can vermeyeceksin
you will not die
can vermeyecek
he/she/it will not die
can vermeyeceğiz
we will not die
can vermeyeceksiniz
you all will not die
can vermeyecekler
they will not die
Present interrogative tense
can verir miyim?
do I die?
can verir misin?
do you die?
can verir mi?
does he/she die?
can verir miyiz?
do we die?
can verir misiniz?
do you all die?
can verirler mi?
do they die?
Present continuous interrogative tense
can veriyor muyum?
am I dying?
can veriyor musun?
are you dying?
can veriyor mu?
is he/she dying?
can veriyor muyuz?
are we dying?
can veriyor musunuz?
are you all dying?
can veriyorlar mı?
are they dying?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past interrogative tense
can verdim mi?
did I die?
can verdin mi?
did you die?
can verdi mi?
did he/she die?
can verdik mi?
did we die?
can verdiniz mi?
did you all die?
can verdiler mi?
did they die?
Past continuous interrogative tense
can veriyor muydum?
was I dying?
can veriyor muydun?
were you dying?
can veriyor muydu?
was he/she dying?
can veriyor muyduk?
were we dying?
can veriyor muydunuz?
were you all dying?
can veriyorlar mıydı?
were they dying?
Future interrogative tense
can verecek miyim?
will I die?
can verecek misin?
will you die?
can verecek mi?
will he/she die?
can verecek miyiz?
will we die?
can verecek misiniz?
will you all die?
can verecekler mi?
will they die?
Present negative interrogative tense
can vermez miyim?
do I not die?
can vermez misin?
do you not die?
can vermez mi?
does he/she not die?
can vermez miyiz?
do we not die?
can vermez misiniz?
do you all not die?
can vermezler mi?
do they not die?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present continuous negative interrogative tense
can vermiyor muyum?
am I not dying?
can vermiyor musun?
are you not dying?
can vermiyor mu?
is he/she not dying?
can vermiyor muyuz?
are we not dying?
can vermiyor musunuz?
are you all not dying?
can vermiyorlar mı?
are they not dying?
Past negative interrogative tense
can vermedim mi?
did I not die?
can vermedin mi?
did you not die?
can vermedi mi?
did he/she not die?
can vermedik mi?
did we not die?
can vermediniz mi?
did you all not die?
can vermediler mi?
did they not die?
Past continuous negative interrogative tense
can vermiyor muydum?
was I not dying?
can vermiyor muydun?
were you not dying?
can vermiyor muydu?
was he/she not dying?
can vermiyor muyduk?
were we not dying?
can vermiyor muydunuz?
were you all not dying?
can vermiyorlar mıydı?
were they not dying?
Future negative interrogative tense
can vermeyecek miyim?
will I not die?
can vermeyecek misin?
will you not die?
can vermeyecek mi?
will he/she not die?
can vermeyecek miyiz?
will we not die?
can vermeyecek misiniz?
will you all not die?
can vermeyecekler mi?
will they not die?

Examples of can vermek

Example in TurkishTranslation in English
"Vatan için ölmek öylesine şerefli bir yazgıdır ki..." "...askerler can vermek için yalvarıp yakarırlar.""To die for your country is such a glorious fate... that legions will beg to charge Death's gate."
Fakat varlıklı bir yaşam sürmekle merhametsiz şekilde can vermek arasında seçim yapmam gerekti.Yet I was given a choice between a wealthy life, or die a merciless death.
Nasıl öleceğimi hiç düşünmemiştim ama sevdiğin birisi için can vermek ölmek için güzel bir yol gibi görünüyor.I'd never given much thought to how I would die. But dying in the place of someone I love seems like a good way to go.
Nasıl öleceğimi hiç düşünmemiştim ama sevdiğin birisi için can vermek, ölmek için güzel bir yol gibi görünüyor.I'd never given much thought to how I would die. But dying in the place of someone I love seems like a good way to go.
Ormanlardan doğmak ve zafer uğruna can vermek isterler.They want to rise from the forests And die on the fields of glory
Bana ihanet edersen bu makinede can verirsin... ama Crichton'un bilgisini bana verirsen... Aradığın tüm gücü sana veririm.Betray me, and you will die in this machine... but deliver Crichton's knowledge to me... and all the power you seek will be yours.
Bu üniformayı bir daha giyersen köpekler gibi can verirsin.You dare wear this uniform again... and you'll die a dog's death.
"Gerçek bir erkek savaş meydanınıda can verir.""A true man dies in the battlefield"
Kalemi terketmeden evvel can verir sözcükler. - Burası, evet fakat ardında bir dünya var.The word dies before it leaves the pen.
Maalesef Tess olay yerinde can verir.Sadly Tess dies on the scene.
Toplamda üç puan olur yoksa seni kovarım ve Harold Shuckersan Ajansı bir köşede can verir!It is three points on the gross, or... Okay, or I fire your ass... The Harold Shuckersan Agency shrivels up and dies!
Yaşlı kadıncağız ambulansta can verir, ve o da hiçbir şey olmamış gibi çekip gider.The old broad dies in the ambulance and he goes back to the joint.
Ya onu öldüreceğim... ya da, bu uğurda can vereceğim.I will kill him... or I will die in the attempt.
Korkarım kitabı okuyan tek kişi benim ve sonunu öğrenmek için can veriyorum.And I'm afraid I'm the only one who's read the book, And I am dying to see how it ends.
Anneme deyin ki ülkem için can verdim.Tell my mother that I died for my country.
Bu bir efsane Elijah. Bir efsane uğruna can verdim ben.It's a myth, Elijah, a myth I died for.
Bu odada senin adını haykırarak can verdim.I died in this room, screaming your name.
Senin yüzünden can çekerek acı içinde can verdim.I died a painful agoniZing death because of you.
Ölüm korkusu yüzünden ölüm bana yaklasmadan can verdim.Because of the fear of death.. ..l had died even before my death. l have seen death from very close..

More Turkish verbs

Related

Not found
We have none.

Similar

son vermek
end
şan vermek
give glory
yön vermek
give directions

Similar but longer

elvermek
permit
evermek
marry
gövermek
do
güvermek
do
üvermek
do
verilmek
do

Other Turkish verbs with the meaning similar to 'die':

None found.
Learning languages?