Speak any language with confidence

Take our quick quiz to start your journey to fluency today!

Get started

Adamak (to devote) conjugation

Turkish
19 examples

Conjugation of adamak

Ben
Sen
O
Present tense
adarım
I devote
adarsın
you devote
adar
he/she/it devotes
Past tense
adadım
I devoted
-
-
Future tense
adayacağım
I will devote
-
-
Present continuous tense
adıyorum
I am devoting
-
-

Examples of adamak

Example in TurkishTranslation in English
- Kendimi Tanrı'ya adamak istiyorum.I wish to devote myself to God.
- Kendini ihtişamlı kurtarıcımıza adamak için rahibe olmana gerek yok.You need not become a nun to devote yourself to our magnificent savior.
Aramızda kalsın, sevmediğim çocuklara kendimi adamak çok daha zor.Well, between you and me, it's a lot harder to be devoted to kids I don't particularly like.
Aşık olup kısa zamanda evlenmişler. Ve annem kendini bize tamamen adamak için piyanoyu bırakmış. Yani kızlarına.They fell in love, soon got married and my mother gave up the piano to devote herself completely to us, her daughters.
Ben onların yaptıklarını hiçbir zaman yapamam. O tür bir beyni anlamak için kendini adamak.I could never do what you do-- devote myself to understanding a mind like that.
Beni bu uğursuzluktan kurtarırsan ben rezil hayatımın geri kalanını iyi şeyler yapmaya adarım.Deliver me from this evil... and I will devote the rest of what is left of my wretched life... to doing good.
Kendimi size adarım.l'll be devoted to you.
Çaba gösterecek cesaretin varsa, kendimi tümüyle sana adarım.If you're brave enough to commit, I'll devote myself entirely to you.
İtaatkârım olmayı kabul edersen kendimi sana adarım.If you agree to be my submissive, I will be devoted to you.
Kendini%100 size adar.He devotes himself to you 100o/.
Kovalamaca oyunundan çok az farklı bulduğu temassız karate turnuvalarına katılmaktansa Lee kendini silahsız dövüşe daha bilimsel bir yaklaşım getirmeye adar.Rather than participating in non-contact karate tournaments which he considers little more than glorified games of tag Lee instead devotes himself to devising a more scientific approach to unarmed combat.
"Hayatımı askerliğe adadım ve bu kin dolu mücadelenin sonunda elimize korkunç maddi ve manevi kayıplardan başka bir şey geçmedi."I've devoted my life to arms... and we have undergone a fearful loss of noble lives and valuable property in this hateful struggle."
#Aklım da başımdan gitti. #Kendimi adadım umutsuzca... #...sana. #Kendimi adadım umutsuzca... #...sana.I'm out of my head hopelessly devoted to you hopelessly devoted to you
#Kendimi adadım umutsuzca... #...sana.Hopelessly devoted to you-u-u-u-u
#Kendimi adadım umutsuzca... Affedersiniz.I'm hopelessly devoted to -- excuse me.
#Kendimi adadım umutsuzca... Merhaba, Olive!I'm hopelessly devoted -- hi, olive!
Hayatımın geri kalanını ona adayacağım. Onun mirasını korumak için.I will devote the rest of my life to preserving that kid's legacy.
Her anımı sadece senin mutluluğuna adayacağım.I will devote... my every waking moment to your happiness alone.
Kore bayrağına söz veriyorum ki ülkem ve insanının zaferi için kendimi adayacağım.I pledge to the Korean flag, that I will devote myself for the glory of my country and my people.

More Turkish verbs

Related

Not found
We have none.

Similar

atamak
assign
otamak
weed
ulamak
reach
usamak
do

Similar but longer

adanmak
do
adatmak
do
aydamak
do
badamak
sink

Other Turkish verbs with the meaning similar to 'devote':

None found.