Vermek (to give) conjugation

Turkish
20 examples
This verb can also mean the following: put out, consent for sex, consent

Conjugation of eiti

Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present tense
veririm
I give
verirsin
you give
verir
he/she/it gives
veririz
we give
verirsiniz
you all give
verirler
they give
Future tense
vereceğim
I will give
vereceksin
you will give
verecek
he/she/it will give
vereceğiz
we will give
vereceksiniz
you all will give
verecekler
they will give
Present continuous tense
veriyorum
I am giving
veriyorsun
you are giving
veriyor
he/she/it is giving
veriyoruz
we are giving
veriyorsunuz
you all are giving
veriyorlar
they are giving
Past tense
verdim
I gave
verdin
you gave
verdi
he/she/it gave
verdik
we gave
verdiniz
you all gave
verdiler
they gave
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous tense
veriyordum
I was giving
veriyordun
you were giving
veriyordu
he/she/it was giving
veriyorduk
we were giving
veriyordunuz
you all were giving
veriyorlardı
they were giving
Present negative tense
vermem
I do not give
vermezsin
you do not give
vermez
he/she/it do not give
vermeyiz
we do not give
vermezsiniz
you all do not give
vermezler
they do not give
Present continuous negative tense
vermiyorum
I am not giving
vermiyorsun
you are not giving
vermiyor
he/she/it is not giving
vermiyoruz
we are not giving
vermiyorsunuz
you all are not giving
vermiyorlar
they are not giving
Past negative tense
vermedim
I did not give
vermedin
you did not give
vermedi
he/she/it did not give
vermedik
we did not give
vermediniz
you all did not give
vermediler
they did not give
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous negative tense
vermiyordum
I was not giving
vermiyordun
you were not giving
vermiyordu
he/she/it was not giving
vermiyorduk
we were not giving
vermiyordunuz
you all were not giving
vermiyordular
they were not giving
Future negative tense
vermeyeceğim
I will not give
vermeyeceksin
you will not give
vermeyecek
he/she/it will not give
vermeyeceğiz
we will not give
vermeyeceksiniz
you all will not give
vermeyecekler
they will not give
Present interrogative tense
verir miyim?
do I give?
verir misin?
do you give?
verir mi?
does he/she give?
verir miyiz?
do we give?
verir misiniz?
do you all give?
verirler mi?
do they give?
Present continuous interrogative tense
veriyor muyum?
am I giving?
veriyor musun?
are you giving?
veriyor mu?
is he/she giving?
veriyor muyuz?
are we giving?
veriyor musunuz?
are you all giving?
veriyorlar mı?
are they giving?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past interrogative tense
verdim mi?
did I give?
verdin mi?
did you give?
verdi mi?
did he/she give?
verdik mi?
did we give?
verdiniz mi?
did you all give?
verdiler mi?
did they give?
Past continuous interrogative tense
veriyor muydum?
was I giving?
veriyor muydun?
were you giving?
veriyor muydu?
was he/she giving?
veriyor muyduk?
were we giving?
veriyor muydunuz?
were you all giving?
veriyorlar mıydı?
were they giving?
Future interrogative tense
verecek miyim?
will I give?
verecek misin?
will you give?
verecek mi?
will he/she give?
verecek miyiz?
will we give?
verecek misiniz?
will you all give?
verecekler mi?
will they give?
Present negative interrogative tense
vermez miyim?
do I not give?
vermez misin?
do you not give?
vermez mi?
does he/she not give?
vermez miyiz?
do we not give?
vermez misiniz?
do you all not give?
vermezler mi?
do they not give?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present continuous negative interrogative tense
vermiyor muyum?
am I not giving?
vermiyor musun?
are you not giving?
vermiyor mu?
is he/she not giving?
vermiyor muyuz?
are we not giving?
vermiyor musunuz?
are you all not giving?
vermiyorlar mı?
are they not giving?
Past negative interrogative tense
vermedim mi?
did I not give?
vermedin mi?
did you not give?
vermedi mi?
did he/she not give?
vermedik mi?
did we not give?
vermediniz mi?
did you all not give?
vermediler mi?
did they not give?
Past continuous negative interrogative tense
vermiyor muydum?
was I not giving?
vermiyor muydun?
were you not giving?
vermiyor muydu?
was he/she not giving?
vermiyor muyduk?
were we not giving?
vermiyor muydunuz?
were you all not giving?
vermiyorlar mıydı?
were they not giving?
Future negative interrogative tense
vermeyecek miyim?
will I not give?
vermeyecek misin?
will you not give?
vermeyecek mi?
will he/she not give?
vermeyecek miyiz?
will we not give?
vermeyecek misiniz?
will you all not give?
vermeyecekler mi?
will they not give?

Examples of vermek

Example in TurkishTranslation in English
" Hiç beklemediğiniz bir zamanda, hakettiğinizi vermek için orada olacağım ""When you least expect it, I'll be there "to give you what's yours.
"Ama sana bir şans vermek istedim biliyorsun."But I wanted to give you a chance, you know?
"Ama sana bunu vermek istemiyorum.""but I don't want to give you that. "
"Bana, gerçekleri vermek ve sana hukuk verecektir. ""Give me the facts, and I will give you the law."
"Ben sana kalbimi vermek istiyorum.""l want to give you my heart."
"Ağır yükle yüklenmiş hepiniz bana gelin size huzur vereceğim. ", dedi Efendi.Come to me, all you who are wear and burdened, I will give you rest, said the Lord.
"Bağlantı kurmaları için emir vereceğim.""I will give orders to have it set up."
"Bu emri vereceğim.""I will give the order."
"Bu nedenle, belirlenmiş saatte filoya bir sinyal vereceğim.""Therefore, at the appointed hour... "l will give a signal to the fleet.
"Eğer bebeğimi ölümden kurtarabileceksem elbette, gözlerimi sana vereceğim."If I can only save my baby from death... Of course I will give you my eyes.
- Sana bir emir veriyorum.- I am giving you an order.
- Sana da bir bölüm veriyorum.- I am giving you a section.
- Sana ültimatom veriyorum. - Ültimatom mu?I am giving you an ultimatum.
- Ve biliyorsun sana son bir şans daha veriyorum anladın mı?You know. Man... I am giving you one more chance, get it?
-Evet, veriyorum.- Yes, I am giving. Hold on.
" Alo ben Antoine, postayı verdim adama !" Hello , it's Antoine, I gave the file to the responsable of the mail room " !
"...sana çok para verdim.- and gave you too much money." - Oh.
"Adresini Peder Liam'a verdim. Umarım kızmazsın.I gave your address to Father Liam, and I hope you don't mind.
"Ben size bir iş verdim, Bay Reese."I gave you a job, Mr. Reese.
"En iyi pozları kızıma verdim..." "...sana çirkin ve korkunç olanlar kaldı, kusura bakma."I gave all the best ones to my daughter, so you're left with the ugly ones and the scary ones.

More Turkish verbs

Related

Not found
We have none.

Similar

Not found
We have none.

Similar but longer

Not found
We have none.

Random

üzerine çökmek
sweep over
vaaz vermek
preach
vahyolunmak
do
varaklanmak
do
vasıflanmak
skill to
verdirtmek
find somebody who finds somebody to give
veriştirmek
do
verniklemek
varnish
viranlaşmak
do
yabancı gibi durmak
do

Other Turkish verbs with the meaning similar to 'give':

None found.
Learning languages?