Uydurmak (to make up) conjugation

Turkish
25 examples

Conjugation of eiti

Ben
Sen
O
Present tense
uydururum
I make up
uydurursun
you make up
uydurur
he/she/it makes up
Future tense
uyduracağım
I will make up
-
-
Past tense
uydurdum
I made up
-
-
Present continuous tense
uyduruyorum
I am making up
-
-

Examples of uydurmak

Example in TurkishTranslation in English
- Bir şeyler uydurmak...- You don't have to make up--
- Hayatta kalmak için kendi dünyalarıyla ilgili bir öykü uydurmak zorundalar.- Survival. They have to make up a story about their world.
Baldabiou, hatamı açıklamak için hikayeler uydurmak zorunda kaldı.Baldabiou had to make up stories to explain my failure.
Bana hikaye uydurmak zorunda değilsin.You needn't make up stories.
Bazen alışveriş merkezine gelir ve insanları izlerim. Nasıl hayatlar sürdükleri hakkında öyküler uydurmak hoşuma gider.You know, sometimes I like to come to the mall and just watch people and make up stories about who they are and what their lives are like.
- Bir bahane uydururum.- I'll make up some excuse.
- Biz birlikte söylerken, birkaç akor falan yapıp bir şeyler uydururum diye düşündüm.- Figured I'd start with some chords, just make up something as we went along.
13 yaş törenine gidin siz, birkaç bahane uydururum ben.Go to the bar Mitzvah, and I will make up some excuse.
Aşağı inip Kedi Kadın'la Küvet Çocuk'a bir mazeret uydururum ve bu çöplükten çıkıp Hyatt'a gideriz, tamam mı?OK, look. I'll go downstairs and make up some excuse to... to cat lady and tub boy and we are out of this dump and into the Hyatt! All right?
Bana neden ihanet ettiğini söylersen, senin için isim uydururum Ziad.I'll make up names, Ziad... if you'll tell me why you're betraying me.
Adımlarını uydurursun.- You can make up the steps as we go.
Bakın gençler, çok fazla arkadaş sahibi olmamanın nasıl bir şey olduğunu bilirim. Bu yüzden bir hikaye uydurursun sonra herkes hikayeyi çeker. Sonra birden, sırt çantanla dalga geçen insanlar seni dinlemeye başlarlar.Look, guys, I know what it's like not to have a lot of friends, so you make up a story and then that story gets some traction, and suddenly, all the kids who laughed at your "Quantum Leap" book bag
Bilirsin, hep nasıl oyunlar uydurursun ve karakter olmaya çalışırsın ya?You know how you always make up games and pretend to be characters?
Heyecan ararsın. Hikâyeler uydurursun.You seek excitement, you make up stories.
Ne cesaretle sınıfın önüne çıkıp, Başkanımız hakkında yalanlar uydurursun?How dare you and make up lies about our President?
"Alice, Alice, etme bana garez" diye şiirler uydurur.FLO: He makes up poems like, "Alice, Alice, got no malice."
- Kim kanseri kafadan uydurur ki?Who makes up cancer?
Adam bir cevap uydurur.He makes up an explanation.
Her zaman hikayeler uydurur.He makes up stories.
Kocam bir yazar ve yönetmek olarak kafasının içinde hikayeler uydurur.My husband as author and director makes up stories in his head.
- Arıları uydurdum.-What? -I made up the bee.
- Böylece bir hikaye uydurdum.So I made up a story.
- Evet, bir hareket uydurdum.i made up this one move.
- Itapira yaşan bir sevgili uydurdum.-I made up some girlfriend I have in Itapira.
- Sıkılaştırmayı uydurdum ama gıdı doğruydu.I made up the tummy-tuck part, but the wattle part happened.

More Turkish verbs

Related

Not found
We have none.

Similar

kudurmak
rage
oldurmak
kill
ondurmak
do
ovdurmak
have a rubdown
oydurmak
do
umdurmak
do

Similar but longer

buydurmak
do
uydurulmak
fit

Random

ucuzlatılmak
cheapen
uğraştırmak
do
ulanmak
do
unulmak
do
ustura tutunmak
hold the razor blade
utancından yerin dibine girmek
enter the earth to swallow the shame
uydulaştırmak
do
uydurulmak
fit
uygun bulmak
find appropriate
uykuya yatmak
go to sleep

Other Turkish verbs with the meaning similar to 'make up':

None found.
Learning languages?