Tutmak (to hold) conjugation

Turkish
35 examples
This verb can also mean the following: look after, agree with, envelop, jibe with, catch, fill, cover, stick, take, take on, like, grip, watch over, approve of, grab, rent, keep, make sth, hunt, back, restrain, support, do, employ, hire, accord, accord with, take up, look, adhere

Conjugation of eiti

Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present tense
tutarım
I hold
tutarsın
you hold
tutar
he/she/it holds
tutarız
we hold
tutarsınız
you all hold
tutarlar
they hold
Future tense
tutacağım
I will hold
tutacaksın
you will hold
tutacak
he/she/it will hold
tutacağız
we will hold
tutacaksınız
you all will hold
tutacaklar
they will hold
Present continuous tense
tutuyorum
I am holding
tutuyorsun
you are holding
tutuyor
he/she/it is holding
tutuyoruz
we are holding
tutuyorsunuz
you all are holding
tutuyorlar
they are holding
Past tense
tuttum
I held
tuttun
you held
tuttu
he/she/it held
tuttuk
we held
tuttunuz
you all held
tuttular
they held
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous tense
tutuyordum
I was holding
tutuyordun
you were holding
tutuyordu
he/she/it was holding
tutuyorduk
we were holding
tutuyordunuz
you all were holding
tutuyorlardı
they were holding
Present negative tense
tutmam
I do not hold
tutmazsın
you do not hold
tutmaz
he/she/it do not hold
tutmayız
we do not hold
tutmazsınız
you all do not hold
tutmazlar
they do not hold
Present continuous negative tense
tutmuyorum
I am not holding
tutmuyorsun
you are not holding
tutmuyor
he/she/it is not holding
tutmuyoruz
we are not holding
tutmuyorsunuz
you all are not holding
tutmuyorlar
they are not holding
Past negative tense
tutmadım
I did not hold
tutmadın
you did not hold
tutmadı
he/she/it did not hold
tutmadık
we did not hold
tutmadınız
you all did not hold
tutmadılar
they did not hold
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous negative tense
tutmuyordum
I was not holding
tutmuyordun
you were not holding
tutmuyordu
he/she/it was not holding
tutmuyorduk
we were not holding
tutmuyordunuz
you all were not holding
tutmuyordular
they were not holding
Future negative tense
tutmayacağım
I will not hold
tutmayacaksın
you will not hold
tutmayacak
he/she/it will not hold
tutmayacağız
we will not hold
tutmayacaksınız
you all will not hold
tutmayacaklar
they will not hold
Present interrogative tense
tutar mıyım?
do I hold?
tutar mısın?
do you hold?
tutar mı?
does he/she hold?
tutar mıyız?
do we hold?
tutar mısınız?
do you all hold?
tutarlar mı?
do they hold?
Present continuous interrogative tense
tutuyor muyum?
am I holding?
tutuyor musun?
are you holding?
tutuyor mu?
is he/she holding?
tutuyor muyuz?
are we holding?
tutuyor musunuz?
are you all holding?
tutuyorlar mı?
are they holding?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past interrogative tense
tuttum mu?
did I hold?
tuttun mu?
did you hold?
tuttu mu?
did he/she hold?
tuttuk mu?
did we hold?
tuttunuz mu?
did you all hold?
tuttular mu?
did they hold?
Past continuous interrogative tense
tutuyor muydum?
was I holding?
tutuyor muydun?
were you holding?
tutuyor muydu?
was he/she holding?
tutuyor muyduk?
were we holding?
tutuyor muydunuz?
were you all holding?
tutuyorlar mıydı?
were they holding?
Future interrogative tense
tutacak mıyım?
will I hold?
tutacak mısın?
will you hold?
tutacak mı?
will he/she hold?
tutacak mıyız?
will we hold?
tutacak mısınız?
will you all hold?
tutacaklar mı?
will they hold?
Present negative interrogative tense
tutmaz mıyım?
do I not hold?
tutmaz mısın?
do you not hold?
tutmaz mı?
does he/she not hold?
tutmaz mıyız?
do we not hold?
tutmaz mısınız?
do you all not hold?
tutmazlar mı?
do they not hold?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present continuous negative interrogative tense
tutmuyor muyum?
am I not holding?
tutmuyor musun?
are you not holding?
tutmuyor mu?
is he/she not holding?
tutmuyor muyuz?
are we not holding?
tutmuyor musunuz?
are you all not holding?
tutmuyorlar mı?
are they not holding?
Past negative interrogative tense
tutmadım mı?
did I not hold?
tutmadın mı?
did you not hold?
tutmadı mı?
did he/she not hold?
tutmadık mı?
did we not hold?
tutmadınız mı?
did you all not hold?
tutmadılar mı?
did they not hold?
Past continuous negative interrogative tense
tutmuyor muydum?
was I not holding?
tutmuyor muydun?
were you not holding?
tutmuyor muydu?
was he/she not holding?
tutmuyor muyduk?
were we not holding?
tutmuyor muydunuz?
were you all not holding?
tutmuyorlar mıydı?
were they not holding?
Future negative interrogative tense
tutmayacak mıyım?
will I not hold?
tutmayacak mısın?
will you not hold?
tutmayacak mı?
will he/she not hold?
tutmayacak mıyız?
will we not hold?
tutmayacak mısınız?
will you all not hold?
tutmayacaklar mı?
will they not hold?

Examples of tutmak

Example in TurkishTranslation in English
"Dizginleri sıkı tutmak" biziz.We're "holding the reins firmly"...
"Elini tutmak istiyorum.""l want to hold your hand."
"Sıcak ya da soğuk, tutmak zor seni"# When you're hot and you're cold, not always easy to hold
"Yine de ikisi de bir gün dünyanın yarısının kaderini ellerinde tutmak gibi gizli bir ilahi takdirle kutsanmış gibi görünüyor.""Nevertheless, each seems called "by some secret desire of providence "to one day hold in their hands
"ve Cumhuriyetçi adaletin tarafını tutmak istemektedir,"to uphold the law and republican justice
"Cehennemin ve ölümün anahtarını tutarım."I hold the keys of hell and death.
- Aklımda tutarım.I'll hold you to that.
- Asansörü ben tutarım.I'll hold the elevator.
- Ben kalayım... tamam tutarım.l'm going to sit this out. But yeah, l'll hold that for you.
- Ben onları tutarım.- I'll hold them off. Go.
'Koşmaya' basılı tutarsın ve 'zıplamaya' basarsınYou need to hold 'run' and press 'Jump'
- Beni suyun altında tutarsın.You could hold me under.
- Güzel, öyleyse erkenden gidip bizim için sıradan yer tutarsın, olur mu?Good, then you can get there early, hold a place for us in line, okay?
- O yalanı içinde tutarsın.! You hold that lie inside... go Stan!
Ama Stanley Kupasını kazandığında Kupayı başının üzerinde tutarsın çünkü o kazandığın için gurur duyarsın!Well, when you win the Stanley Cup, you hold the Cup over your head because you're proud of winning the Cup!
"sen incisin ben dize dize incileri tutar bir arada""You are the pearl l am the string that holds the pearl"
- Biliyorsunuz beyler kürek çeker, hanımlarsa dümeni tutar.You know, the gentleman rows and the lady holds the tiller?
- Bu son moda.. - ...sıkı tutar ve dikleştirir.- This latest style - ...holds them tight and pushes them up
- Elektrik yükünü tutar.It holds an electric charge.
- Eğer biz yaparsak ve takip etmezlerse Çin hâlâ yedekleri tutar.- If we move forward and they don't, China still holds all the redundant information.
"Charlie, Christina'nın kaderinin bir parçasıdır ve bu işi burada bitirmezse, bundan onu sorumlu tutacağım.""Charlie is responsible for Christina's fate, "and I will hold him accountable if he doesn't stop this now.
- Sanırım elinizi tutacağım.I think I will hold your hand.
Bay Connolly, söyleyeceğiniz her şeyi kesinlikle gizli tutacağım.Mr Connolly, whatever you say to me I will hold in the strictest confidence.
Bir kez tutacağım.I will hold it this one time.
Bu gece, kalenin mabedinde nöbet tutacağım ve şafakta sizin elinizden yüceltici şövalyelik unvanını alacağım.Tonight, I will hold vigil in the chapel of thy castle... and, at dawn, receive from your hand... the ennobling stroke of knighthood.
- Onu tutuyorum!-I am holding him!
- Tornavidayı tutuyorum.- l am holding the screw driver.
Ama o zaman çükümü yiyen bir Çingeneyi tutuyorum gibi görünür.But then it look like I am holding a gypsy while he eat my khram.
Bay Creedy, bu durumdan sizi bizzat sorumlu tutuyorum.Mr. Creedy, I am holding you personally responsible for this situation.
Bekaretimi elimde tutuyorum.And I am holding my very own virgin.
"30 saat boyunca onu tuttum. Tamamen aynı şekilde.""I held her for 30 hours, just the same way."
"Kapıyı çarptım ve kapı kolunu tuttum."'I slammed the door on her and held onto the handle.
# Bizim aşkımızı tuttum sıkıca #Ours a love I held tightly
'Ama Frank, demedim,dilimi tuttum.'But, Frank, I didn't, I held it back.
* Ve gördüm Julie'nin düştüğünü * * Koştum ona doğru, tuttum onu sımsıkı * * Ve baktım ki ellerim kan içinde *♪ And I saw Julie falling ♪ ♪ I ran to her, I held her close ♪ ♪ When I looked down, my hands were red ♪

More Turkish verbs

Related

Not found
We have none.

Similar

Not found
We have none.

Similar but longer

Not found
We have none.

Random

tokmaklamak
mall
tozumak
dust
tumarlanmak
do
turalamak
do
turunculaşmak
do
tutkuya kapılmak
succumb to passion
tuttuğu dal elinde kalmak
keep the branches stay in the hand
tükürdüğünü yalamak
eat dirt
tümlemek
complement
türkü çağırmak
call song

Other Turkish verbs with the meaning similar to 'hold':

None found.
Learning languages?