Sunmak (to offer) conjugation

Turkish
35 examples
This verb can also mean the following: roll, play, roll out, present, introduce, represent, submit, sing

Conjugation of eiti

Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present tense
sunarım
I offer
sunarsın
you offer
sunar
he/she/it offers
sunarız
we offer
sunarsınız
you all offer
sunarlar
they offer
Future tense
sunacağım
I will offer
sunacaksın
you will offer
sunacak
he/she/it will offer
sunacağız
we will offer
sunacaksınız
you all will offer
sunacaklar
they will offer
Present continuous tense
sunuyorum
I am offering
sunuyorsun
you are offering
sunuyor
he/she/it is offering
sunuyoruz
we are offering
sunuyorsunuz
you all are offering
sunuyorlar
they are offering
Past tense
sundum
I offered
sundun
you offered
sundu
he/she/it offered
sunduk
we offered
sundunuz
you all offered
sundular
they offered
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous tense
sunuyordum
I was offering
sunuyordun
you were offering
sunuyordu
he/she/it was offering
sunuyorduk
we were offering
sunuyordunuz
you all were offering
sunuyorlardı
they were offering
Present negative tense
sunmam
I do not offer
sunmazsın
you do not offer
sunmaz
he/she/it do not offer
sunmayız
we do not offer
sunmazsınız
you all do not offer
sunmazlar
they do not offer
Present continuous negative tense
sunmuyorum
I am not offering
sunmuyorsun
you are not offering
sunmuyor
he/she/it is not offering
sunmuyoruz
we are not offering
sunmuyorsunuz
you all are not offering
sunmuyorlar
they are not offering
Past negative tense
sunmadım
I did not offer
sunmadın
you did not offer
sunmadı
he/she/it did not offer
sunmadık
we did not offer
sunmadınız
you all did not offer
sunmadılar
they did not offer
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous negative tense
sunmuyordum
I was not offering
sunmuyordun
you were not offering
sunmuyordu
he/she/it was not offering
sunmuyorduk
we were not offering
sunmuyordunuz
you all were not offering
sunmuyordular
they were not offering
Future negative tense
sunmayacağım
I will not offer
sunmayacaksın
you will not offer
sunmayacak
he/she/it will not offer
sunmayacağız
we will not offer
sunmayacaksınız
you all will not offer
sunmayacaklar
they will not offer
Present interrogative tense
sunar mıyım?
do I offer?
sunar mısın?
do you offer?
sunar mı?
does he/she offer?
sunar mıyız?
do we offer?
sunar mısınız?
do you all offer?
sunarlar mı?
do they offer?
Present continuous interrogative tense
sunuyor muyum?
am I offering?
sunuyor musun?
are you offering?
sunuyor mu?
is he/she offering?
sunuyor muyuz?
are we offering?
sunuyor musunuz?
are you all offering?
sunuyorlar mı?
are they offering?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past interrogative tense
sundum mu?
did I offer?
sundun mu?
did you offer?
sundu mu?
did he/she offer?
sunduk mu?
did we offer?
sundunuz mu?
did you all offer?
sundular mu?
did they offer?
Past continuous interrogative tense
sunuyor muydum?
was I offering?
sunuyor muydun?
were you offering?
sunuyor muydu?
was he/she offering?
sunuyor muyduk?
were we offering?
sunuyor muydunuz?
were you all offering?
sunuyorlar mıydı?
were they offering?
Future interrogative tense
sunacak mıyım?
will I offer?
sunacak mısın?
will you offer?
sunacak mı?
will he/she offer?
sunacak mıyız?
will we offer?
sunacak mısınız?
will you all offer?
sunacaklar mı?
will they offer?
Present negative interrogative tense
sunmaz mıyım?
do I not offer?
sunmaz mısın?
do you not offer?
sunmaz mı?
does he/she not offer?
sunmaz mıyız?
do we not offer?
sunmaz mısınız?
do you all not offer?
sunmazlar mı?
do they not offer?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present continuous negative interrogative tense
sunmuyor muyum?
am I not offering?
sunmuyor musun?
are you not offering?
sunmuyor mu?
is he/she not offering?
sunmuyor muyuz?
are we not offering?
sunmuyor musunuz?
are you all not offering?
sunmuyorlar mı?
are they not offering?
Past negative interrogative tense
sunmadım mı?
did I not offer?
sunmadın mı?
did you not offer?
sunmadı mı?
did he/she not offer?
sunmadık mı?
did we not offer?
sunmadınız mı?
did you all not offer?
sunmadılar mı?
did they not offer?
Past continuous negative interrogative tense
sunmuyor muydum?
was I not offering?
sunmuyor muydun?
were you not offering?
sunmuyor muydu?
was he/she not offering?
sunmuyor muyduk?
were we not offering?
sunmuyor muydunuz?
were you all not offering?
sunmuyorlar mıydı?
were they not offering?
Future negative interrogative tense
sunmayacak mıyım?
will I not offer?
sunmayacak mısın?
will you not offer?
sunmayacak mı?
will he/she not offer?
sunmayacak mıyız?
will we not offer?
sunmayacak mısınız?
will you all not offer?
sunmayacaklar mı?
will they not offer?

Examples of sunmak

Example in TurkishTranslation in English
"Adli antropolojide, stajyerlik teklifimi sunmak..."It is my pleasure to offer you the post of my intern
- Aaa, yapmayın bayanlar buraya taa Natchez'den geldik. - Sırf insanlarınıza cazip bir teklif sunmak için.Aw, come on, ladies, we've come all the way from Natchez... just to make you people a handsome offer.
- Anlaşma yapmak zorunda değilsiniz, ama teklifimiz müvekkilinize sunmak zorundasınız ve bunu sende biliyorsun.- We're not settling. - You don't have to settle, but you do have to present that offer to your client and you know it.
- Bana ne bundan? - Bir grafik sunmak istiyordum...If you me want to offer a horoscope...
- Barış teklifi sunmak istediğini söyledi.He said he wanted to offer me a truce.
"O Krishna ve Radha'ya çiçeklerimi sunarım.""at Your feet, Radha offers flowers, O Krishna"
# Çünkü sana öyle bir teklif sunarım ki çocuk, karşı koyamazsın! ## 'Cause I'll make you an offer, child that you cannot refuse #
Baronun vefatına duyduğum üzüntüyü sunarım. Acınızı paylaşıyoruz.I offer our sadness and, uh, deep sympathy on the baron's passing.
Bay Bishop için ne yaptığıma gelince, ona özel hizmetler sunarım.What I do for Mr. Bishop is... I offer dedicated service.
Bayan Cooper-Cooper güzel aryanız şanssız bir şekilde yarıda kaldığı için en derin özürlerimi sunarım.And to you, Mrs. Cooper-Cooper... I offer our deepest apology for the unfortunate interruption of your beautiful aria.
Ben de dedim ki; "İyi bir teklifi alırsın adama gidersin... daha önce yatırım yapmış birine direk gidersin ve teklifini sunarsın...I said, "You take something this good, you go to a man-- has invested in the past-- you go to him direct and offer the money to him-- rebate.
Birini baştan çıkartırken, onlara ne sunarsın?When you're seducing someone, what are you offering them?
Elbette ayakları alışsın diye indirimli aylık üyelik teklifi sunarsın. Sen onlarla bir süre konuşmayınca insanlar ne kadar sinir bozucu olduğunu unuturlar ve üyelikleri sona erer.You, of course, offer them a monthly subscription at a reduced rate just to reel them in, and then after a while of you not talking to them, people will forget just how annoying you are,
Sen ne cüretle benim sandviçlerimi ona sunarsın?How dare you offer her my sandwiches?
Umarım bana, ağabey sevgisinden daha fazlasını sunarsın Ajan McGee.And I hope you have more to offer than brotherly love, Agent McGee.
"lüks bir konaklama ile görkemli bir dekor sunar"offers luxury accommodation, sumptuous decor,
# Sana istediğin şeyleri sunar."It offers anything that you want. "
Ama diğerleri için buzların erimesi onlara yeni olanaklar sunar. Zenginleşen planktonik hayat milyonlarca kuşu kendine çeker.But for others the release of water offers new opportunities... a developing bloom of planktonic life attracts millions of birds.
Ama sizi uyarmalıyım; burası, sizin kalitenizde insanlara olanaklar sunar ama bu olanakların hiçbiri sınırsız değildir.But I should warn you that this office offers opportunities. For people of your class... But they are not unlimited.
Ancak tabiat nadiren bedava bir şeyler sunar.But nature seldom offers anything free of risk.
Ben ölmek üzere olduğum yere oturup terapi sunacağım.I will sit where I almost died, and I will offer therapy.
Bunun yerine doğruluğu size sunacağım.I will offer a truth instead.
Hadi bana bir tokat atın, ben diğer yanağımı sunacağım.Go ahead and slap me. I will offer you my other cheek.
Hamato Yoshi'ye son bir dövüş sunacağım.I will offer hamato yoshi one last fight.
Kurtulunca sana bin hindistan cevizi sunacağım, lütfen.I will offer you a thousand coconuts, please save him.
- Evet, ben de kendi teklifimi sunuyorum.Yes, and I am offering my opinion.
Ama bu olayda ben sana bir Kingsman olma fırsatı sunuyorum.Only in this case, I am offering you the opportunity to become a Kingsman.
Ama size bir çözüm sunuyorum.But I am offering you a solution.
Aslında, sana bir teklif sunuyorum, Şerif.Essentially, I am offering you a way out, sheriff.
Baban olarak sana bu şansı sunuyorum.I am offering you this chance. As your father.
- Dediğim gibi ona bir anlaşma sundum.- Like I said, I offered him a deal.
- Sana gerçeğin ışığını sundum.- I offered you the light of reality...
- Size sunabileceğimi sundum.- I can only offer what I've offered.
- İyi bir "sorun değil" mi yoksa pasif agresif mi? - Tatlım, gelinliğimi sana seçenek olarak sundum.- Sweetheart,I offered my dress to you as an option.
-Ona bi şey sundum ve istemiyorI offered her the greatest gift of high school- Complete popularity.

More Turkish verbs

Related

Not found
We have none.

Similar

Not found
We have none.

Similar but longer

Not found
We have none.

Other Turkish verbs with the meaning similar to 'offer':

None found.
Learning languages?