Sonlandırmak (to end) conjugation

Turkish
22 examples

Conjugation of eiti

Ben
Sen
O
Present tense
sonlandırırım
I end
sonlandırırsın
you end
sonlandırır
he/she/it ends
Future tense
sonlandıracağım
I will end
-
-
Past tense
sonlandırdım
I ended
-
-
Present continuous tense
sonlandırıyorum
I am ending
-
-

Examples of sonlandırmak

Example in TurkishTranslation in English
# And end this night (Ve sonlandırmak için bu geceyi) ### And end this night ##
# And that's the way I want to end it (Ve sonlandırmak istediğim şekilde) ### And that's the way I want to end it ##
'Munsch'lamak bir ilişkiyi sonlandırmak için kullandığım harika bir teknik.Munsching is a technique I have perfected for ending relationships...
- Haklısın. Bu karışıklığın ortasında zavallı, talihsiz kocan takibi sonlandırmak zorunda kaldı.In the midst of all this mess, your poor, unfortunate husband had to end the trail.
- Peki sen... - Bu önemli sohbeti sonlandırmak istemezdim ama birinin eve dönmesi gerek böylece koruyucu anne endişelenmez.Do you know -- okay, I hate to bring this very important conversation to an end, but somebody's got to get home so that their foster mom doesn't worry.
Arabayı yolu açmak için çalıştırmıştım. Hatta Haydee'nin oyalanmasını da sonlandırırım diye düşünmüştüm.When I started the engine, it am just to clear the road and perhaps put an end to Haydée's dallying.
Görevlerimi her zaman sonlandırırım ama kardeşimin bir casus olarak boynunun kesilmesine izin vermem.I always see my missions through to the end, but I won't let my brother be beheaded as a spy.
Hayatımı yalnızca ben sonlandırırım.The one that will end my life is me only.
Onları sonlandırırım.I end them.
Yaşamını sonlandırırım.I will end your life.
Böyle olaylar hep ilişkileri sonlandırır.Stuff like that always ends relationships.
Düşünceyi doğurur, düşünceyi yönlendirir, düşünceyi sonlandırır.It brings forth enlightenment, actuates enlightenment, and ends in enlightenment.
Parsa'yı yakalamak, Bishop, sadece kovalamacayı sonlandırır.Catching Parsa, Bishop, only ends the chase.
Tabii ki, burun-damağın kendisi, ense kemiğinin yüzeyinde çaprazlandıktan sonra, arka septalin dallarını sonlandırır.Of course, the nasopalatine itself ends as the posterior septal branches after it crosses under the surface of the sphenoid.
Tarafsızmış gibi görünür, ancak hep bir tarafı seçerek sonlandırır.Likes to act impartial, but he always ends up choosing a side.
Bu işi ben başlattım, ve yemin ediyorum bunu sonlandıracağım.I started this thing, and I swear to you I will end this.
Onu sonlandıracağım.I will end it.
- "Tamam" diye konuşmayı sonlandırdım...- I ended our conversation with all right,
Almanlarla olan sözleşmemi sonlandırdım.I have ended my contracts with the Germans.
Ben, bana ne olduğunun iyi bir nöro-fizyolojik açıklaması olduğuna artık güvenmediğim noktada, araştırmayı sonlandırdım.And I ended up at a point where I do not believe that there is a good neurophysiologic explanation for what happened to me.
Bu ilişkiyi iki kere sonlandırdım.I ended this relationship twice.
Bugün bir sürü ilişki sonlandırdım.- I ended a lot of relationships today. - [ Imitating Puppy Whimpering ]

More Turkish verbs

Other Turkish verbs with the meaning similar to 'end':

None found.
Learning languages?