Sıkmak (to squeeze) conjugation

Turkish
27 examples
This verb can also mean the following: bother, annoy, irritate, bore

Conjugation of eiti

Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present tense
sıkarım
I squeeze
sıkarsın
you squeeze
sıkar
he/she/it squeezes
sıkarız
we squeeze
sıkarsınız
you all squeeze
sıkarlar
they squeeze
Future tense
sıkacağım
I will squeeze
sıkacaksın
you will squeeze
sıkacak
he/she/it will squeeze
sıkacağız
we will squeeze
sıkacaksınız
you all will squeeze
sıkacaklar
they will squeeze
Present continuous tense
sıkıyorum
I am squeezing
sıkıyorsun
you are squeezing
sıkıyor
he/she/it is squeezing
sıkıyoruz
we are squeezing
sıkıyorsunuz
you all are squeezing
sıkıyorlar
they are squeezing
Past tense
sıktım
I squeezed
sıktın
you squeezed
sıktı
he/she/it squeezed
sıktık
we squeezed
sıktınız
you all squeezed
sıktılar
they squeezed
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous tense
sıkıyordum
I was squeezing
sıkıyordun
you were squeezing
sıkıyordu
he/she/it was squeezing
sıkıyorduk
we were squeezing
sıkıyordunuz
you all were squeezing
sıkıyorlardı
they were squeezing
Present negative tense
sıkmam
I do not squeeze
sıkmazsın
you do not squeeze
sıkmaz
he/she/it do not squeeze
sıkmayız
we do not squeeze
sıkmazsınız
you all do not squeeze
sıkmazlar
they do not squeeze
Present continuous negative tense
sıkmıyorum
I am not squeezing
sıkmıyorsun
you are not squeezing
sıkmıyor
he/she/it is not squeezing
sıkmıyoruz
we are not squeezing
sıkmıyorsunuz
you all are not squeezing
sıkmıyorlar
they are not squeezing
Past negative tense
sıkmadım
I did not squeeze
sıkmadın
you did not squeeze
sıkmadı
he/she/it did not squeeze
sıkmadık
we did not squeeze
sıkmadınız
you all did not squeeze
sıkmadılar
they did not squeeze
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous negative tense
sıkmıyordum
I was not squeezing
sıkmıyordun
you were not squeezing
sıkmıyordu
he/she/it was not squeezing
sıkmıyorduk
we were not squeezing
sıkmıyordunuz
you all were not squeezing
sıkmıyordular
they were not squeezing
Future negative tense
sıkmayacağım
I will not squeeze
sıkmayacaksın
you will not squeeze
sıkmayacak
he/she/it will not squeeze
sıkmayacağız
we will not squeeze
sıkmayacaksınız
you all will not squeeze
sıkmayacaklar
they will not squeeze
Present interrogative tense
sıkar mıyım?
do I squeeze?
sıkar mısın?
do you squeeze?
sıkar mı?
does he/she squeeze?
sıkar mıyız?
do we squeeze?
sıkar mısınız?
do you all squeeze?
sıkarlar mı?
do they squeeze?
Present continuous interrogative tense
sıkıyor muyum?
am I squeezing?
sıkıyor musun?
are you squeezing?
sıkıyor mu?
is he/she squeezing?
sıkıyor muyuz?
are we squeezing?
sıkıyor musunuz?
are you all squeezing?
sıkıyorlar mı?
are they squeezing?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past interrogative tense
sıktım mı?
did I squeeze?
sıktın mı?
did you squeeze?
sıktı mı?
did he/she squeeze?
sıktık mı?
did we squeeze?
sıktınız mı?
did you all squeeze?
sıktılar mı?
did they squeeze?
Past continuous interrogative tense
sıkıyor muydum?
was I squeezing?
sıkıyor muydun?
were you squeezing?
sıkıyor muydu?
was he/she squeezing?
sıkıyor muyduk?
were we squeezing?
sıkıyor muydunuz?
were you all squeezing?
sıkıyorlar mıydı?
were they squeezing?
Future interrogative tense
sıkacak mıyım?
will I squeeze?
sıkacak mısın?
will you squeeze?
sıkacak mı?
will he/she squeeze?
sıkacak mıyız?
will we squeeze?
sıkacak mısınız?
will you all squeeze?
sıkacaklar mı?
will they squeeze?
Present negative interrogative tense
sıkmaz mıyım?
do I not squeeze?
sıkmaz mısın?
do you not squeeze?
sıkmaz mı?
does he/she not squeeze?
sıkmaz mıyız?
do we not squeeze?
sıkmaz mısınız?
do you all not squeeze?
sıkmazlar mı?
do they not squeeze?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present continuous negative interrogative tense
sıkmıyor muyum?
am I not squeezing?
sıkmıyor musun?
are you not squeezing?
sıkmıyor mu?
is he/she not squeezing?
sıkmıyor muyuz?
are we not squeezing?
sıkmıyor musunuz?
are you all not squeezing?
sıkmıyorlar mı?
are they not squeezing?
Past negative interrogative tense
sıkmadım mı?
did I not squeeze?
sıkmadın mı?
did you not squeeze?
sıkmadı mı?
did he/she not squeeze?
sıkmadık mı?
did we not squeeze?
sıkmadınız mı?
did you all not squeeze?
sıkmadılar mı?
did they not squeeze?
Past continuous negative interrogative tense
sıkmıyor muydum?
was I not squeezing?
sıkmıyor muydun?
were you not squeezing?
sıkmıyor muydu?
was he/she not squeezing?
sıkmıyor muyduk?
were we not squeezing?
sıkmıyor muydunuz?
were you all not squeezing?
sıkmıyorlar mıydı?
were they not squeezing?
Future negative interrogative tense
sıkmayacak mıyım?
will I not squeeze?
sıkmayacak mısın?
will you not squeeze?
sıkmayacak mı?
will he/she not squeeze?
sıkmayacak mıyız?
will we not squeeze?
sıkmayacak mısınız?
will you all not squeeze?
sıkmayacaklar mı?
will they not squeeze?

Examples of sıkmak

Example in TurkishTranslation in English
"Lorna, seni kirazlı meyve suyun akana kadar sıkmak istiyorum.""Oh, Lorna, I wanna squeeze you till the cherry juice runs out."
# Seni sıkmak istiyorum #♪ I want to squeeze you ♪
# Ve onu sıkmak ve onu sevmek #♪ And squeeze her and love her ♪
- ...sıkmak.-...is squeeze.
- Amaç ve sıkmak.- Aim and squeeze.
" Hey, Kel. Senden bir bok istersem kafanı sıkarım yeter.""Hey, baldy, if I want crap out of you, I'll squeeze your head."
Böylece, eğer tekrar ihtiyacım olursa, seni bir behere tutar ve sertçe sıkarım.That way, if I ever want it back, all I have to do is point you at a beaker and squeeze really hard!
Bütün kaslarımı sıkarım, vücudumda bulunan her bir kası., i have to squeeze all my muscles Pretty much, it's like every single muscle in my body.
Genelde kolanın içine sıkarım.I usually squeeze it into the coke.
Harbi sıkarım beynine.I'lI squeeze the trigger if you're lying.
-Portakalı sıkarsın, suyu çıkar, bebeğim.You just squeeze an orange, and the juice comes out.
Baş parmağını şuraya koyarsın ve sonra sadece sıkarsın.Put your thumb right here, and then you just squeeze. [Yelling]
Birazcık da omzumu sıkarsın.Give it a little squeeze.
Birlikte yürüyelim, elimi sıkarsın.Well, perhaps I can walk with you and you can squeeze my hand.
Diş macununu üstten mi alttan mı sıkarsın?Do you squeeze the toothpaste from the top or the bottom?
"Yumurtalıklara kadar çıkar ve onları sıkar, ardından yalnız bırakır."It goes up to eggs and it squeezes them, then it leaves them alone.
Canım, ellerini omzuma atar ve o kadar sıkı sıkar ki nadiren nefes alırım ve kulağıma "Kocan harika biri onu paylaştığın için çok teşekkür ederim" diye fısıldar.The dear thing throws her arms around me and squeezes me so tight I can barely breathe, and whispers in my ear, "your husband is so wonderful. Thank you so much for agreeing to share him."
Jüpiter'in çekim gücü Io'u gerer ve sıkar.Jupiter's gravity stretches and squeezes Io.
Kalp kanı sıkar, kapakçık tam olarak kapanmaz ve birazı geri kaçar.Heart squeezes blood, valve doesn't close all the way, some of it back-flows.
Küçük ev aleti yiyecekleri doğrar, meyvaların suyunu sıkar.It's a gadget that cuts grates, minces food, squeezes fruit.
Pekala. Beni ısırırsan, o toplu iğneye benzeyen küçük kafanı sıkacağım.If you bite me, I will squeeze your little pinhead.
Yoksa kementi daha çok sıkacağım.Or the lasso will squeeze you hard.
- Ben de onunkini sıktım- I squeezed right back.
- Daha bu sabah kendim sıktım.- I squeezed it myself this morning.
- Kendi ellerimle sıktım.I squeezed it myself.
- Taze sıktım.- Freshly squeezed.
Arka bahçedeki sığınaktaydık ve boğazını tüm gücümle sıktım.We were in a bomb shelter out back, and I squeezed his neck as hard as I could, and I got to tell you, it was not...

More Turkish verbs

Related

Not found
We have none.

Similar

Not found
We have none.

Similar but longer

Not found
We have none.

Other Turkish verbs with the meaning similar to 'squeeze':

None found.
Learning languages?