Oturmak (to sit) conjugation

Turkish
35 examples
This verb can also mean the following: fit on, reside, catch on, subside, take root, catch, become popular, dwell in, fit, settle

Conjugation of eiti

Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present tense
otururum
I sit
oturursun
you sit
oturur
he/she/it sits
otururuz
we sit
oturursunuz
you all sit
otururlar
they sit
Future tense
oturacağım
I will sit
oturacaksın
you will sit
oturacak
he/she/it will sit
oturacağız
we will sit
oturacaksınız
you all will sit
oturacaklar
they will sit
Present continuous tense
oturuyorum
I am sitting
oturuyorsun
you are sitting
oturuyor
he/she/it is sitting
oturuyoruz
we are sitting
oturuyorsunuz
you all are sitting
oturuyorlar
they are sitting
Past tense
oturdum
I sat
oturdun
you sat
oturdu
he/she/it sat
oturduk
we sat
oturdunuz
you all sat
oturdular
they sat
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous tense
oturuyordum
I was sitting
oturuyordun
you were sitting
oturuyordu
he/she/it was sitting
oturuyorduk
we were sitting
oturuyordunuz
you all were sitting
oturuyorlardı
they were sitting
Present negative tense
oturmam
I do not sit
oturmazsın
you do not sit
oturmaz
he/she/it do not sit
oturmayız
we do not sit
oturmazsınız
you all do not sit
oturmazlar
they do not sit
Present continuous negative tense
oturmuyorum
I am not sitting
oturmuyorsun
you are not sitting
oturmuyor
he/she/it is not sitting
oturmuyoruz
we are not sitting
oturmuyorsunuz
you all are not sitting
oturmuyorlar
they are not sitting
Past negative tense
oturmadım
I did not sit
oturmadın
you did not sit
oturmadı
he/she/it did not sit
oturmadık
we did not sit
oturmadınız
you all did not sit
oturmadılar
they did not sit
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous negative tense
oturmuyordum
I was not sitting
oturmuyordun
you were not sitting
oturmuyordu
he/she/it was not sitting
oturmuyorduk
we were not sitting
oturmuyordunuz
you all were not sitting
oturmuyordular
they were not sitting
Future negative tense
oturmayacağım
I will not sit
oturmayacaksın
you will not sit
oturmayacak
he/she/it will not sit
oturmayacağız
we will not sit
oturmayacaksınız
you all will not sit
oturmayacaklar
they will not sit
Present interrogative tense
oturur muyum?
do I sit?
oturur musun?
do you sit?
oturur mu?
does he/she sit?
oturur muyuz?
do we sit?
oturur musunuz?
do you all sit?
otururlar mı?
do they sit?
Present continuous interrogative tense
oturuyor muyum?
am I sitting?
oturuyor musun?
are you sitting?
oturuyor mu?
is he/she sitting?
oturuyor muyuz?
are we sitting?
oturuyor musunuz?
are you all sitting?
oturuyorlar mı?
are they sitting?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past interrogative tense
oturdum mu?
did I sit?
oturdun mu?
did you sit?
oturdu mu?
did he/she sit?
oturduk mu?
did we sit?
oturdunuz mu?
did you all sit?
oturdular mu?
did they sit?
Past continuous interrogative tense
oturuyor muydum?
was I sitting?
oturuyor muydun?
were you sitting?
oturuyor muydu?
was he/she sitting?
oturuyor muyduk?
were we sitting?
oturuyor muydunuz?
were you all sitting?
oturuyorlar mıydı?
were they sitting?
Future interrogative tense
oturacak mıyım?
will I sit?
oturacak mısın?
will you sit?
oturacak mı?
will he/she sit?
oturacak mıyız?
will we sit?
oturacak mısınız?
will you all sit?
oturacaklar mı?
will they sit?
Present negative interrogative tense
oturmaz mıyım?
do I not sit?
oturmaz mısın?
do you not sit?
oturmaz mı?
does he/she not sit?
oturmaz mıyız?
do we not sit?
oturmaz mısınız?
do you all not sit?
oturmazlar mı?
do they not sit?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present continuous negative interrogative tense
oturmuyor muyum?
am I not sitting?
oturmuyor musun?
are you not sitting?
oturmuyor mu?
is he/she not sitting?
oturmuyor muyuz?
are we not sitting?
oturmuyor musunuz?
are you all not sitting?
oturmuyorlar mı?
are they not sitting?
Past negative interrogative tense
oturmadım mı?
did I not sit?
oturmadın mı?
did you not sit?
oturmadı mı?
did he/she not sit?
oturmadık mı?
did we not sit?
oturmadınız mı?
did you all not sit?
oturmadılar mı?
did they not sit?
Past continuous negative interrogative tense
oturmuyor muydum?
was I not sitting?
oturmuyor muydun?
were you not sitting?
oturmuyor muydu?
was he/she not sitting?
oturmuyor muyduk?
were we not sitting?
oturmuyor muydunuz?
were you all not sitting?
oturmuyorlar mıydı?
were they not sitting?
Future negative interrogative tense
oturmayacak mıyım?
will I not sit?
oturmayacak mısın?
will you not sit?
oturmayacak mı?
will he/she not sit?
oturmayacak mıyız?
will we not sit?
oturmayacak mısınız?
will you all not sit?
oturmayacaklar mı?
will they not sit?

Examples of oturmak

Example in TurkishTranslation in English
"....çünkü yumurtaları sıcak tutmak için üzerlerine oturmak zorundaydı."because she had to sit on the eggs to keep them warm.
"...tüm yapabileceğiniz sım sıkı oturmak ise..." "...gözleriniz karanlığa alışır.""all you can do is sit tight until your eyes get used to the dark."
"...ve şu an tüm istediğim, Brandon Hill'de oturmak..."and all I want to do now is sit on Brandon Hill
"40 dakika boyunca koridor tarafında oturmak zorunda kaldım.""I had to sit on the runway For 40 minutes. "
"40 dakika boyunca koridorda oturmak zorunda kaldım.""I had to sit on the runway For 40 minutes. "
"Ben, ben, ben, üzerine otururum"a ne demeli?What about,"i say,i say, i say,i sit on you"?
"Bir köşede otururum, fark bile etmezsiniz" diyecek.She'll say, "I'll sit in a corner. You'll never know I'm there."
"Kucağında otururumAnd I sit in your embrace
# Bazı sessiz geceler, yanına otururum #Some quiet evening, I sit by your side
- Ama oraya hep ben otururum.But that's where I sit.
"Otur" dediklerinde oturursun.If they say "sit," you sit.
# Kanepede oturursun #"You'll sit down in studied couch"
- ...verandanda oturursun.- You can sit on your porch.
- Tek başına mı oturursun burada hep?- Do you sit here on your own?
- Yoksa müdüriyetteki koltukta oturursun. -Otherwise you can sit again detention.
# En yeşil ağacın zirvesinde oturur# She sits in the top of the greenest tree
'Hücresinin kapısında oturur babası'' Father sits at his cabin door
(Doktor isteksizce oturur.)(The Doctor reluctantly sits down.)
- Gabby bir an orada oturur...- For a moment, Gabby sits there...
- Hakim oturur.[Miles] Thejudge sits.
- Buraya oturacağım.- I will sit here. - Nonsense.
- Peki, ...Ben Will ile oturacağım;- Okay, I will sit in with Will;
Ama ben önde oturacağım.But I will sit in the front.
Ama onunla bu akşam oturacağım ve neden uygunsuz fotoğraflar çekmemesi gerektiğini ona açıklayacağım.But I will sit down with him tonight and I will explain to him why it was so inappropriate to take that photo.
Ama oturacağım.But I will sit down, though.
- Rahat oturuyorum.I am sitting comfortably.
Allah'a şükür ben sizinle burada oturuyorum.Thank God that I am sitting here with you.
Ben zaten oturuyorum.I am sitting!
Ben önünde oturuyorum seni. beni çöz.I am sitting right in front of you. Untie me.
Ben... şu tarafta oturuyorum.I... am sitting just over there.
"Arabama doğru gittim, ve şoför koltuğuna oturdum. ve direksiyona doğru baktım. Dışarı doğru fırlamıştı.I went out to my car and I sat down in the driver's seat, and I went to look at the steering wheel, and it had popped out.
"Bir ara büyük bir bitkinin yanına gidip oturdum...""I sat there, in my house, next to the big plant..."
"Hem merak içinde hem de suçluluk duygusu ile boğulur hâlde oturdum."I sat both rapt with wonder "and besieged by guilt
"Koltukta öylece ağlayarak oturdum... ""Yeah, I sat in the armchair... crying."
"Masaya oturdum, yalnız ve düşünemeyecek kadar yorgun."- "I sat down at my desk, alone, and tried to think.

More Turkish verbs

Related

Not found
We have none.

Similar

Not found
We have none.

Similar but longer

Not found
We have none.

Random

ok meydanında buhurdan yakmak
burn incense burners arrow in the square
oluklaşmak
do
ondurmak
do
onmak
do
osanmaq
do
otlamak
graze
otostop yapmak
hitchhike
oturtulmak
do
oyun bozmak
spoil the game
oyuna kurban gitmek
do

Other Turkish verbs with the meaning similar to 'sit':

None found.
Learning languages?