Odaklanmak (to focus) conjugation

Turkish
27 examples

Conjugation of eiti

Ben
Sen
O
Present tense
odaklanırım
I focus
odaklanırsın
you focus
odaklanır
he/she/it focuses
Future tense
odaklanacağım
I will focus
-
-
Past tense
odaklandım
I focused
-
-
Present continuous tense
odaklanıyorum
I am focusing
-
-

Examples of odaklanmak

Example in TurkishTranslation in English
"Kendi takım arkadaşların sana karşı oynayınca oyuna odaklanmak zor"He said, "it's hard to focus on the game when your own teammates are playing against you."
, Sean odaklanmak geçireceğiz.You're gonna have to focus, Sean.
- Belki de odaklanmak için yardımcı ediyorum başıboş iblis. Onlar senin tür arasında gizlemek.Perhaps it would help to focus on the straggler demons.
- Buna odaklanmak istiyorum. - Tamam.- I just want to focus on this.
- Doğru yapmaya ve olması gerektiği.. ..gibi yapmaya odaklanmak.. ..zorundasınız ve kusursuz olmak..You had to focus on making it correct and the way it should be, which isn't necessarily perfect.
"Kadranlara odaklanırım ve uçuşa yoğunlaşırım"."l just focus on the dials and concentrate on flying."
- Hayır. Çok iyi odaklanırım ben.- No, I've got laser-like focus.
- Odaklanır mısın? Günde 8 saatten 3 gün boyunca tümüyle sana odaklanırım. Olabildiğince çok kaza kurbanlarıyla konuşarak sigorta şirketlerinden, fazladan 12 dolar daha alabilmek için senin de istediğin gibi yaparım.Three extremely focused, eight-hour days, interviewing as many accident victims trying to squeeze the insurance company for an extra $12 as you want.
Ama bir polis müfettişi olarak, sokaklara odaklanırım, altına değil.But, as a police inspector, my focus has been on the streets, not below them.
Basit gerçeklere odaklanırım.I just focus on the simple facts.
- Yanlış, nereye odaklanırsın?- Wrong. Where's your focus?
Ayrıca umarım nişanlını bu gece partiye getirmek konusuna odaklanırsın.And I hope you'll focus on getting your fiancee to come to the party tonight.
Belki o zaman odaklanırsın.Maybe you focus then.
Ben sana bir program hazırlarım, böylece sen de şarkılarına odaklanırsın.Look, I'll just write down an itinerary for you, so you can just focus on songs.
Biri güçlü diğeri değilse, güçlü olana odaklanırsın veya diğerini arkada tutarsın.If one guy is strong and one guy is not you focus on the strong guy... or keeping the guy in the back.
- "Bir ajan sadece görevine odaklanır.-"An agent focuses... ...onlyon themission.
Akla odaklanır.It focuses the mind.
Ama "var olma" eğilimi olan kişiler hissetmeye odaklanır.But a person with a being orientation focuses on the experience.
Açık Kaynak hareketi pratik yararlar üzerine odaklanır yani bir birliğin kullanıcıları sayesinde yararlanabilirsiniz ki bunlar işbirliği yapıp yazılımı geliştiren adamlardır.The Open Source movement, focuses on practical advantages that you can get by having a community of users who can cooperate on interchanging and improving software.
Bana odaklanır zaman, sadece ona odaklanmak.When he focuses on me, you just focus on him.
Bu gece sadece sana ve Teddy'ye odaklanacağım.Tonight, I will focus solely on you and teddy. [cell phone jingles]
Seni temin ederim ki, aileme ve işime odaklanacağım. Eğer bana yeni bir şans verirsen.I promise I will focus on rebuilding my business, on providing for my family, if you'll give me another chance.
"Söyleyeceklerime o kadar odaklandım ki bu etrafımdaki insanlar beni etkileyemezler.""I'm so focused on my words. Like, these people can't affect me."
- Ben odaklandım!Stay focused.
- Daha çok bahçeye odaklandım.- I kind of focused on the patio.
- Hayır, odaklandım.- No, I'm focused.
- Stres yemeklerine odaklandım tuhaf bir şekilde.Oh, I am singularly focused on stress eating.

More Turkish verbs

Related

Not found
We have none.

Similar

adaklanmak
do
ayaklanmak
riot
odaklaşmak
focus to
uzaklanmak
move away

Similar but longer

Not found
We have none.

Other Turkish verbs with the meaning similar to 'focus':

None found.
Learning languages?