Kırmak (to break) conjugation

Turkish
34 examples
This verb can also mean the following: hurt someones feelings, hurt

Conjugation of eiti

Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present tense
kırarım
I break
kırarsın
you break
kırar
he/she/it breaks
kırarız
we break
kırarsınız
you all break
kırarlar
they break
Future tense
kıracağım
I will break
kıracaksın
you will break
kıracak
he/she/it will break
kıracağız
we will break
kıracaksınız
you all will break
kıracaklar
they will break
Present continuous tense
kırıyorum
I am breaking
kırıyorsun
you are breaking
kırıyor
he/she/it is breaking
kırıyoruz
we are breaking
kırıyorsunuz
you all are breaking
kırıyorlar
they are breaking
Past tense
kırdım
I broke
kırdın
you broke
kırdı
he/she/it broke
kırdık
we broke
kırdınız
you all broke
kırdılar
they broke
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous tense
kırıyordum
I was breaking
kırıyordun
you were breaking
kırıyordu
he/she/it was breaking
kırıyorduk
we were breaking
kırıyordunuz
you all were breaking
kırıyorlardı
they were breaking
Present negative tense
kırmam
I do not break
kırmazsın
you do not break
kırmaz
he/she/it do not break
kırmayız
we do not break
kırmazsınız
you all do not break
kırmazlar
they do not break
Present continuous negative tense
kırmıyorum
I am not breaking
kırmıyorsun
you are not breaking
kırmıyor
he/she/it is not breaking
kırmıyoruz
we are not breaking
kırmıyorsunuz
you all are not breaking
kırmıyorlar
they are not breaking
Past negative tense
kırmadım
I did not break
kırmadın
you did not break
kırmadı
he/she/it did not break
kırmadık
we did not break
kırmadınız
you all did not break
kırmadılar
they did not break
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous negative tense
kırmıyordum
I was not breaking
kırmıyordun
you were not breaking
kırmıyordu
he/she/it was not breaking
kırmıyorduk
we were not breaking
kırmıyordunuz
you all were not breaking
kırmıyordular
they were not breaking
Future negative tense
kırmayacağım
I will not break
kırmayacaksın
you will not break
kırmayacak
he/she/it will not break
kırmayacağız
we will not break
kırmayacaksınız
you all will not break
kırmayacaklar
they will not break
Present interrogative tense
kırar mıyım?
do I break?
kırar mısın?
do you break?
kırar mı?
does he/she break?
kırar mıyız?
do we break?
kırar mısınız?
do you all break?
kırarlar mı?
do they break?
Present continuous interrogative tense
kırıyor muyum?
am I breaking?
kırıyor musun?
are you breaking?
kırıyor mu?
is he/she breaking?
kırıyor muyuz?
are we breaking?
kırıyor musunuz?
are you all breaking?
kırıyorlar mı?
are they breaking?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past interrogative tense
kırdım mı?
did I break?
kırdın mı?
did you break?
kırdı mı?
did he/she break?
kırdık mı?
did we break?
kırdınız mı?
did you all break?
kırdılar mı?
did they break?
Past continuous interrogative tense
kırıyor muydum?
was I breaking?
kırıyor muydun?
were you breaking?
kırıyor muydu?
was he/she breaking?
kırıyor muyduk?
were we breaking?
kırıyor muydunuz?
were you all breaking?
kırıyorlar mıydı?
were they breaking?
Future interrogative tense
kıracak mıyım?
will I break?
kıracak mısın?
will you break?
kıracak mı?
will he/she break?
kıracak mıyız?
will we break?
kıracak mısınız?
will you all break?
kıracaklar mı?
will they break?
Present negative interrogative tense
kırmaz mıyım?
do I not break?
kırmaz mısın?
do you not break?
kırmaz mı?
does he/she not break?
kırmaz mıyız?
do we not break?
kırmaz mısınız?
do you all not break?
kırmazlar mı?
do they not break?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present continuous negative interrogative tense
kırmıyor muyum?
am I not breaking?
kırmıyor musun?
are you not breaking?
kırmıyor mu?
is he/she not breaking?
kırmıyor muyuz?
are we not breaking?
kırmıyor musunuz?
are you all not breaking?
kırmıyorlar mı?
are they not breaking?
Past negative interrogative tense
kırmadım mı?
did I not break?
kırmadın mı?
did you not break?
kırmadı mı?
did he/she not break?
kırmadık mı?
did we not break?
kırmadınız mı?
did you all not break?
kırmadılar mı?
did they not break?
Past continuous negative interrogative tense
kırmıyor muydum?
was I not breaking?
kırmıyor muydun?
were you not breaking?
kırmıyor muydu?
was he/she not breaking?
kırmıyor muyduk?
were we not breaking?
kırmıyor muydunuz?
were you all not breaking?
kırmıyorlar mıydı?
were they not breaking?
Future negative interrogative tense
kırmayacak mıyım?
will I not break?
kırmayacak mısın?
will you not break?
kırmayacak mı?
will he/she not break?
kırmayacak mıyız?
will we not break?
kırmayacak mısınız?
will you all not break?
kırmayacaklar mı?
will they not break?

Examples of kırmak

Example in TurkishTranslation in English
"Bir dalı kırmak kolaydır."lt is easy to break one branch
"Bir dilek tutup, tavuğun V şeklindeki kemiğini kırmak."Make a wish and break this, the V-shaped clavicle of a fowl."
"Hayır"ın gücünü arkadaşın Barney'in kalbini kırmak için kullanırım.I can use the power of "no" to break your friend, Barney.
"Homicide"daki kadınla beraber buz kırmak istiyorum.I wanna break the ice with the woman in Homicide.
"Kazmak, yıkmak, planlamak inşa etmek, kırmak, yeniden inşa etmek.""Shoveling, wrecking, planning, building, breaking, rebuilding."
"Bana isimlerini ver Abs, gerekirse ellerini kırarım.""Just give me their names, Abs, and l'll break them for you."
"Beni seviyorsan, bu şişeyi kırarım. ""If you love me, i'll break this bottle."
"Chuck E. Cheese," dersen burnunu kırarım.Say 'Chuck E. Cheese,' I'll break your nose.
"Dünyaya arkadaşIık yeter, Aksi taktirde kafamı kırarım. "Enough of befriending the world. I break my head otherwise.
"En mağrur kadınların kalplerini bile kırarım, çünkü ben öyle küçük öyle açgözlü ve öyle ihtiraslıyım ki.""I break the hearts of the vainest women, because I'm so tiny and so greedy and so passionate."
"Ya kırılırsın ya da kırarsın."You get broken or you do the breaking.
- Buraya. Kaptırmak istemezsin çünkü aksi halde kırarsın.- Up here, you don't wanna get it caught 'cause otherwise you're gonna break it.
- Kilidimi nasıl kırarsın?- How could you break my lock?
- Makinemi kırarsın sen.- plus you'd probably break my camera.
- Sendemi bacak kırarsın?- You break legs too?
"Dünya herkesi kırar sonrasında kırdığı yerleri daha da güçlü yapar.""The world breaks everyone, and afterward, many are stronger at the broken places."
"Dünya herkesin kolunu kanadını kırar daha sonraları bir çoğu kırılan yanlarıyla daha güçlü olmasını bilir.- It'll break you. - "The world breaks everyone. "And afterwards many are strong at the broken places."
"Dünya herkesin kolunu kanadını kırar.'"The world breaks everyone.
- "İhtiyaç demiri kırar." der.- "Need breaks iron." That's what he said.
- Umarım boynunu kırar.- I hope she breaks her neck.
- Kolunu kıracağım onun.- I will break his arm.
- Senin dişlerini kıracağım.- I will break your teeth.
B'lere karşı olan önyargılarını kıracağım.I will break the prejudice you have against Bs.
Bacaklarını kıracağım onun!I will break his legs!
Bak bu benim yüzüğüm.Eğer açmazsan, camı kıracağım ve yüzünle tanışacak.Look, this is my ring. If you open will break the window and get acquainted with your face.
Ben zinciri kırıyorum!I am breaking the chain!
Bu pat durumunu kırıyorum.I am breaking this stalemate.
Döngüyü kırıyorum.I am breaking the cycle.
O halde sen de tanıksın ki... ben onun yanındayken... Red'in damgaladığı mührü kırıyorum.Then therefore witness this day... that I am breaking the seal... affixed in my presence by Red himself.
"Bir bardak kırdım."I've broken a glass.
"Diğer şeyleri de kırdım, şunu paramparça ettim."I broke other things, I smashed that.
"Randy'nin burnunu kırdım" maddesini de eklemek istersin herhalde.You may want to add "broke randy's nose" to it.
# Ve bütün camları kırdım ##And I broke all the windows #
'Ben de bunun yerine her şeyi kırdım.''So I broke everything else instead.'

More Turkish verbs

Related

Not found
We have none.

Similar

Not found
We have none.

Similar but longer

Not found
We have none.

Random

kentlileşmek
do
kılmak
make
kırıp sarmak
break to wrap
kırıtmak
behave coquettishly
kırklamak
do
kırlaşmak
turn gray
kırmızı kart görmek
see red card
kısmeti bağlanmak
connect fortune
kışlamak
overwinter
kıvrandırmak
convulse

Other Turkish verbs with the meaning similar to 'break':

None found.
Learning languages?