Izlemek (to follow) conjugation

Turkish
29 examples
This verb can also mean the following: observe, view, watch

Conjugation of eiti

Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present tense
izlerim
I follow
izlersin
you follow
izler
he/she/it follows
izleriz
we follow
izlersiniz
you all follow
izlerler
they follow
Future tense
izleyeceğim
I will follow
izleyeceksin
you will follow
izleyecek
he/she/it will follow
izleyeceğiz
we will follow
izleyeceksiniz
you all will follow
izleyecekler
they will follow
Present continuous tense
izliyorum
I am following
izliyorsun
you are following
izliyor
he/she/it is following
izliyoruz
we are following
izliyorsunuz
you all are following
izliyorlar
they are following
Past tense
izledim
I followed
izledin
you followed
izledi
he/she/it followed
izledik
we followed
izlediniz
you all followed
izlediler
they followed
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous tense
izliyordum
I was following
izliyordun
you were following
izliyordu
he/she/it was following
izliyorduk
we were following
izliyordunuz
you all were following
izliyorlardı
they were following
Present negative tense
izlemem
I do not follow
izlemezsin
you do not follow
izlemez
he/she/it do not follow
izlemeyiz
we do not follow
izlemezsiniz
you all do not follow
izlemezler
they do not follow
Present continuous negative tense
izlemiyorum
I am not following
izlemiyorsun
you are not following
izlemiyor
he/she/it is not following
izlemiyoruz
we are not following
izlemiyorsunuz
you all are not following
izlemiyorlar
they are not following
Past negative tense
izlemedim
I did not follow
izlemedin
you did not follow
izlemedi
he/she/it did not follow
izlemedik
we did not follow
izlemediniz
you all did not follow
izlemediler
they did not follow
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous negative tense
izlemiyordum
I was not following
izlemiyordun
you were not following
izlemiyordu
he/she/it was not following
izlemiyorduk
we were not following
izlemiyordunuz
you all were not following
izlemiyordular
they were not following
Future negative tense
izlemeyeceğim
I will not follow
izlemeyeceksin
you will not follow
izlemeyecek
he/she/it will not follow
izlemeyeceğiz
we will not follow
izlemeyeceksiniz
you all will not follow
izlemeyecekler
they will not follow
Present interrogative tense
izler miyim?
do I follow?
izler misin?
do you follow?
izler mi?
does he/she follow?
izler miyiz?
do we follow?
izler misiniz?
do you all follow?
izlerler mi?
do they follow?
Present continuous interrogative tense
izliyor muyum?
am I following?
izliyor musun?
are you following?
izliyor mu?
is he/she following?
izliyor muyuz?
are we following?
izliyor musunuz?
are you all following?
izliyorlar mı?
are they following?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past interrogative tense
izledim mi?
did I follow?
izledin mi?
did you follow?
izledi mi?
did he/she follow?
izledik mi?
did we follow?
izlediniz mi?
did you all follow?
izlediler mi?
did they follow?
Past continuous interrogative tense
izliyor muydum?
was I following?
izliyor muydun?
were you following?
izliyor muydu?
was he/she following?
izliyor muyduk?
were we following?
izliyor muydunuz?
were you all following?
izliyorlar mıydı?
were they following?
Future interrogative tense
izleyecek miyim?
will I follow?
izleyecek misin?
will you follow?
izleyecek mi?
will he/she follow?
izleyecek miyiz?
will we follow?
izleyecek misiniz?
will you all follow?
izleyecekler mi?
will they follow?
Present negative interrogative tense
izlemez miyim?
do I not follow?
izlemez misin?
do you not follow?
izlemez mi?
does he/she not follow?
izlemez miyiz?
do we not follow?
izlemez misiniz?
do you all not follow?
izlemezler mi?
do they not follow?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present continuous negative interrogative tense
izlemiyor muyum?
am I not following?
izlemiyor musun?
are you not following?
izlemiyor mu?
is he/she not following?
izlemiyor muyuz?
are we not following?
izlemiyor musunuz?
are you all not following?
izlemiyorlar mı?
are they not following?
Past negative interrogative tense
izlemedim mi?
did I not follow?
izlemedin mi?
did you not follow?
izlemedi mi?
did he/she not follow?
izlemedik mi?
did we not follow?
izlemediniz mi?
did you all not follow?
izlemediler mi?
did they not follow?
Past continuous negative interrogative tense
izlemiyor muydum?
was I not following?
izlemiyor muydun?
were you not following?
izlemiyor muydu?
was he/she not following?
izlemiyor muyduk?
were we not following?
izlemiyor muydunuz?
were you all not following?
izlemiyorlar mıydı?
were they not following?
Future negative interrogative tense
izlemeyecek miyim?
will I not follow?
izlemeyecek misin?
will you not follow?
izlemeyecek mi?
will he/she not follow?
izlemeyecek miyiz?
will we not follow?
izlemeyecek misiniz?
will you all not follow?
izlemeyecekler mi?
will they not follow?

Examples of izlemek

Example in TurkishTranslation in English
" 'O' yıldızları'nın değişmeyen takibini izlemek başını döndürür.O stars, that in constant dizzying heights you follow unchanging!
- Ama sen benim yönergelerimi izlemek zorundasın.- But you must follow my directions.
- Amacımız satışta araya girmek. Kodları sahteleriyle değiştirmek. Wistrom'u Hendricks'e kadar izlemek.Our objective is to intercept the sale, replace the authentic codes with counterfeits and follow Wistrom to Hendricks.
- Bana geleneği izlemek istememenin sebebini söyle?Can you tell me the reasons why you refuse to follow the tradition...?
- Beni izlemek istemiyorsan, izleme.- If you don't want to follow, don't.
"İşte yanıtları olan biri." Sizi her yere izlerim Bay Gump."Here's somebody who has the answer." I'll follow you anywhere, Mr Gump.
- Ben herkesi izlerim.I follow everyone.
- Ben sizi izlerim Lordum.- I follow you, My Lord.
- Maçlara gitmem ama izlerim.I don't go to the games. But I follow.
- Sen nereye gidersen, izlerim.- Where you go, we follow.
Ben yönetirim, sen de beni izlersin.I'll lead, you follow.
Beni dinle sen. Sen sadece emirleri izlersin.You just follow orders!
Bu çocuğu aşağı atarsan, sen de onu izlersin.Throw this boy to the rocks, you will follow.
Böylece Summersları da, parayı da izlersin. bırak fidye seni kaçıranlara götürsün. Ya da Summers'ın kendisine, eğer bu da onun bir başka hilesi ise tabii.Then you could put tracer bills in the cash that the Summers withdraw follow the transmitters, let the ransom lead you to kidnappers or to Summers himself, if this is another one of his frauds.
Eğer başarırlarsa, sen izlersin.If they succeed, you'll follow.
"Günlük işleri hallediyor görünmek için açık otoparkların olduğu yerlere arabanızı sürersiniz." "Bu sırada ekibiniz, her duruşunuzda ardınızda olan araçları izler."You drive to different locations and stop, going about ordinary business in areas with open parking lots while your team follows, keeping track of the cars at each stop.
"tümü bunu izler.""all else follows. "
"Çırak elini izler."The novice follows his hand.
"Öğrenci kalbini izler."The student follows his heart.
- Evet, herkes kendi tanrısını izler.- Yes, each one follows her own.
- Onu bir süre izleyeceğim.- I will follow him for the meantime.
Ayrı ayrı çıkarlarsa ben kadını izleyeceğim. Mendel de adamı.If they split up when they leave, I'm to follow her, and Mendel will follow him.
Ben Lord Itadori'yi izleyeceğim!I will follow Lord Shogen Itadori!
Ben seni izleyeceğim.I will follow you.
*Ben de kalktım ve onu dans pistine kadar izledim*♪ So I got up and followed her to the floor ♪
- Ben emirleri izledim.I followed orders.
- Ben seni izledim! Senin yolunu seçtim sıçan surat ama sana artık güvenmiyorum.No, I followed you, I chose your way chivato, but I don't trust it anymore.
- Beni bulmayı nasıl becerdin, Nancy? - Parayı izledim her zaman olduğu gibi.- I followed the money, like I always do.
- Bir ölüm listesini kullanarak izledim.- followed by a list of the dead.

More Turkish verbs

Related

Not found
We have none.

Similar

Not found
We have none.

Similar but longer

Not found
We have none.

Random

ilişiği kalmamak
do
işi bozulmak
work to break down
itlenmek
do
iyiliği dokunmak
touch the goodness
iz bırakmak
scar
izin istemek
ask a permission
izine dönmek
do
izlenmek
follow
izletmek
watch
kabarmak
swell

Other Turkish verbs with the meaning similar to 'follow':

None found.
Learning languages?