Ilerletmek (to improve) conjugation

Turkish
4 examples
This verb can also mean the following: further, cause, carry, prosecute, increase, advance, carry forward, cause to move forward

Conjugation of eiti

Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present tense
ilerletirim
I improve
ilerletirsin
you improve
ilerletir
he/she/it improves
ilerletiriz
we improve
ilerletirsiniz
you all improve
ilerletirler
they improve
Future tense
ilerleteceğim
I will improve
ilerleteceksin
you will improve
ilerletecek
he/she/it will improve
ilerleteceğiz
we will improve
ilerleteceksiniz
you all will improve
ilerletecekler
they will improve
Present continuous tense
ilerletiyorum
I am improving
ilerletiyorsun
you are improving
ilerletiyor
he/she/it is improving
ilerletiyoruz
we are improving
ilerletiyorsunuz
you all are improving
ilerletiyorlar
they are improving
Past tense
ilerlettim
I improved
ilerlettin
you improved
ilerletti
he/she/it improved
ilerlettik
we improved
ilerlettiniz
you all improved
ilerlettiler
they improved
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous tense
ilerletiyordum
I was improving
ilerletiyordun
you were improving
ilerletiyordu
he/she/it was improving
ilerletiyorduk
we were improving
ilerletiyordunuz
you all were improving
ilerletiyorlardı
they were improving
Present negative tense
ilerletmem
I do not improve
ilerletmezsin
you do not improve
ilerletmez
he/she/it do not improve
ilerletmeyiz
we do not improve
ilerletmezsiniz
you all do not improve
ilerletmezler
they do not improve
Present continuous negative tense
ilerletmiyorum
I am not improving
ilerletmiyorsun
you are not improving
ilerletmiyor
he/she/it is not improving
ilerletmiyoruz
we are not improving
ilerletmiyorsunuz
you all are not improving
ilerletmiyorlar
they are not improving
Past negative tense
ilerletmedim
I did not improve
ilerletmedin
you did not improve
ilerletmedi
he/she/it did not improve
ilerletmedik
we did not improve
ilerletmediniz
you all did not improve
ilerletmediler
they did not improve
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous negative tense
ilerletmiyordum
I was not improving
ilerletmiyordun
you were not improving
ilerletmiyordu
he/she/it was not improving
ilerletmiyorduk
we were not improving
ilerletmiyordunuz
you all were not improving
ilerletmiyordular
they were not improving
Future negative tense
ilerletmeyeceğim
I will not improve
ilerletmeyeceksin
you will not improve
ilerletmeyecek
he/she/it will not improve
ilerletmeyeceğiz
we will not improve
ilerletmeyeceksiniz
you all will not improve
ilerletmeyecekler
they will not improve
Present interrogative tense
ilerletir miyim?
do I improve?
ilerletir misin?
do you improve?
ilerletir mi?
does he/she improve?
ilerletir miyiz?
do we improve?
ilerletir misiniz?
do you all improve?
ilerletirler mi?
do they improve?
Present continuous interrogative tense
ilerletiyor muyum?
am I improving?
ilerletiyor musun?
are you improving?
ilerletiyor mu?
is he/she improving?
ilerletiyor muyuz?
are we improving?
ilerletiyor musunuz?
are you all improving?
ilerletiyorlar mı?
are they improving?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past interrogative tense
ilerlettim mi?
did I improve?
ilerlettin mi?
did you improve?
ilerletti mi?
did he/she improve?
ilerlettik mi?
did we improve?
ilerlettiniz mi?
did you all improve?
ilerlettiler mi?
did they improve?
Past continuous interrogative tense
ilerletiyor muydum?
was I improving?
ilerletiyor muydun?
were you improving?
ilerletiyor muydu?
was he/she improving?
ilerletiyor muyduk?
were we improving?
ilerletiyor muydunuz?
were you all improving?
ilerletiyorlar mıydı?
were they improving?
Future interrogative tense
ilerletecek miyim?
will I improve?
ilerletecek misin?
will you improve?
ilerletecek mi?
will he/she improve?
ilerletecek miyiz?
will we improve?
ilerletecek misiniz?
will you all improve?
ilerletecekler mi?
will they improve?
Present negative interrogative tense
ilerletmez miyim?
do I not improve?
ilerletmez misin?
do you not improve?
ilerletmez mi?
does he/she not improve?
ilerletmez miyiz?
do we not improve?
ilerletmez misiniz?
do you all not improve?
ilerletmezler mi?
do they not improve?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present continuous negative interrogative tense
ilerletmiyor muyum?
am I not improving?
ilerletmiyor musun?
are you not improving?
ilerletmiyor mu?
is he/she not improving?
ilerletmiyor muyuz?
are we not improving?
ilerletmiyor musunuz?
are you all not improving?
ilerletmiyorlar mı?
are they not improving?
Past negative interrogative tense
ilerletmedim mi?
did I not improve?
ilerletmedin mi?
did you not improve?
ilerletmedi mi?
did he/she not improve?
ilerletmedik mi?
did we not improve?
ilerletmediniz mi?
did you all not improve?
ilerletmediler mi?
did they not improve?
Past continuous negative interrogative tense
ilerletmiyor muydum?
was I not improving?
ilerletmiyor muydun?
were you not improving?
ilerletmiyor muydu?
was he/she not improving?
ilerletmiyor muyduk?
were we not improving?
ilerletmiyor muydunuz?
were you all not improving?
ilerletmiyorlar mıydı?
were they not improving?
Future negative interrogative tense
ilerletmeyecek miyim?
will I not improve?
ilerletmeyecek misin?
will you not improve?
ilerletmeyecek mi?
will he/she not improve?
ilerletmeyecek miyiz?
will we not improve?
ilerletmeyecek misiniz?
will you all not improve?
ilerletmeyecekler mi?
will they not improve?

Examples of ilerletmek

Example in TurkishTranslation in English
Gelecekte tedaviyi ilerletmek için veri olarak.As data to improve treatment in the future.
Genel bilgimi ilerletmek istiyorum sen de yürüyen bir hukuk okulusunI got to improve my general knowledge and you're what a walking law school
Smoonenberg'in yeteneğini ilerletmek üzere gerekli olan hareketleri geliştirir, ama gerekli olan yetenekler onda daha mevcut değil ritimle bağlantılı olarak.Though Smoonenberg's ability to execute the required movements improves, he still proves unable to execute certain sequences with the correct rhythm.
Ve hem buradaki hem de Himalaya'daki kuruluşlardaki yerini ilerletmek için Crystal Cohen cömertçe şehir içi gençlik grubuna 50 bin dolar teklif etti.And to counter the negative press... And improve her standing in the community, both here and in the Himalayas... Crystal Cohen has generously offered to donate $50,000 to an inner-city youth group.

More Turkish verbs

Related

Not found
We have none.

Similar

Not found
We have none.

Similar but longer

Not found
We have none.

Other Turkish verbs with the meaning similar to 'improve':

None found.
Learning languages?