Bulundurmak (to keep) conjugation

Turkish
19 examples

Conjugation of eiti

Ben
Sen
O
Present tense
bulundururum
I keep
bulundurursun
you keep
bulundurur
he/she/it keeps
Future tense
bulunduracağım
I will keep
-
-
Past tense
bulundurdum
I kept
-
-
Present continuous tense
bulunduruyorum
I am keeping
-
-

Examples of bulundurmak

Example in TurkishTranslation in English
- Üstelik orada personel bulundurmak bölüm için maliyetli oluyor.Not to mention what it's costing the department keeping personnel there 24-7.
Ama Antik Yunan'da filozoflar için masalarında insan kafatası bulundurmak bir adetti. Düşünceleri şuydu:But in ancient Greece, it am a practice of philosophers to keep a human skull on their desk
Ama, aklında bulunsun, eğer bu işi kabul edersen üzülsen bile kıyafetlerini her zaman üstünde bulundurmak zorundasın.But, keep in mind, if you take this job, you must keep your clothes on at all times, even if you get sad.
Beni buralarda bulundurmak çok da kötü bir fikir değilmiş sanırım.I mean, I guess keeping me around here wasn't the worst idea you ever had.
Bense planlı yaşayıp her şeyi göz önünde bulundurmak zorundayım.Me, I plan to keep on breathing' and, uh, keepin' an eye on things.
- Aklımda bulundururum.I'll keep that in mind.
- Bazen arabamın bagajında bir bidon su bulundururum.Sometimes the back of my car, I keep a drum of water in the boot.
- Maalesef bebeğim, şu an yok. - Ama aklımda bulundururum.Uh, not right now, baby, but I'll keep you in mind.
Aklımda bulundururum.I'll keep that in mind.
Bazen arabanın bagajında bulundurursun.. ya da işyerinde ki dolabında... termostatlarının ayarı ne zaman bozulacak bilemezsin.Something you can keep in the trunk of your car... or in your closet at work... for when their thermostat gets messed up.
Çaldılar, ama Chicago'da yaşarsan... topuğundaki oyukta (zulanda) daima bir kaç ilave yüzlük bulundurursun.They did, but when you live in Chicago... you always keep a couple of extra bucks... in your hollowed-out heel.
İçinde mavi sesini, çıkış ayakkabılarını ve onarım karelerini bulundurursun.It's where you keep your cool blue voice, your exit shoes and your repair squares.
Aslında Sarah her zaman çantasında benim için fazladan bulundurur.Uh, actually, Sarah normally keeps an extra clip for me in her bag, so...
Evet, annem lavabonun altında yara malzemesi bulundurur.Yep, my mom keeps a trauma unit under the sink.
Golf sahası sorumlusu olduğundan -alışkalık dolayısıyla- bagajında fazladan bir bidon benzin bulundurur.But being a greenskeeper, out of habit, he keeps an extra can of gas in his trunk.
Günümüzde herkes yanında silah bulundurur.Besides everyone keeps guns nowadays.
Herkes silah bulundurur.Everybody keeps guns.
Ben de aylarca evde okaliptüs bulundurdum.I kept eucalyptus in my apartment for months.
Senin için özel birşey bulunduruyorum elimdeI was keeping that one for something very special.

More Turkish verbs

Related

Not found
We have none.

Similar

buluşturmak
bring together
yolundurmak
do

Similar but longer

bulundurulmak
keep

Other Turkish verbs with the meaning similar to 'keep':

None found.
Learning languages?