Bayılmak (to faint) conjugation

Turkish
26 examples
This verb can also mean the following: pay, pass out

Conjugation of eiti

Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present tense
bayılırım
I faint
bayılırsın
you faint
bayılır
he/she/it faints
bayılırız
we faint
bayılırsınız
you all faint
bayılırlar
they faint
Future tense
bayılacağım
I will faint
bayılacaksın
you will faint
bayılacak
he/she/it will faint
bayılacağız
we will faint
bayılacaksınız
you all will faint
bayılacaklar
they will faint
Present continuous tense
bayılıyorum
I am fainting
bayılıyorsun
you are fainting
bayılıyor
he/she/it is fainting
bayılıyoruz
we are fainting
bayılıyorsunuz
you all are fainting
bayılıyorlar
they are fainting
Past tense
bayıldım
I fainted
bayıldın
you fainted
bayıldı
he/she/it fainted
bayıldık
we fainted
bayıldınız
you all fainted
bayıldılar
they fainted
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous tense
bayılıyordum
I was fainting
bayılıyordun
you were fainting
bayılıyordu
he/she/it was fainting
bayılıyorduk
we were fainting
bayılıyordunuz
you all were fainting
bayılıyorlardı
they were fainting
Present negative tense
bayılmam
I do not faint
bayılmazsın
you do not faint
bayılmaz
he/she/it do not faint
bayılmayız
we do not faint
bayılmazsınız
you all do not faint
bayılmazlar
they do not faint
Present continuous negative tense
bayılmıyorum
I am not fainting
bayılmıyorsun
you are not fainting
bayılmıyor
he/she/it is not fainting
bayılmıyoruz
we are not fainting
bayılmıyorsunuz
you all are not fainting
bayılmıyorlar
they are not fainting
Past negative tense
bayılmadım
I did not faint
bayılmadın
you did not faint
bayılmadı
he/she/it did not faint
bayılmadık
we did not faint
bayılmadınız
you all did not faint
bayılmadılar
they did not faint
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous negative tense
bayılmıyordum
I was not fainting
bayılmıyordun
you were not fainting
bayılmıyordu
he/she/it was not fainting
bayılmıyorduk
we were not fainting
bayılmıyordunuz
you all were not fainting
bayılmıyordular
they were not fainting
Future negative tense
bayılmayacağım
I will not faint
bayılmayacaksın
you will not faint
bayılmayacak
he/she/it will not faint
bayılmayacağız
we will not faint
bayılmayacaksınız
you all will not faint
bayılmayacaklar
they will not faint
Present interrogative tense
bayılır mıyım?
do I faint?
bayılır mısın?
do you faint?
bayılır mı?
does he/she faint?
bayılır mıyız?
do we faint?
bayılır mısınız?
do you all faint?
bayılırlar mı?
do they faint?
Present continuous interrogative tense
bayılıyor muyum?
am I fainting?
bayılıyor musun?
are you fainting?
bayılıyor mu?
is he/she fainting?
bayılıyor muyuz?
are we fainting?
bayılıyor musunuz?
are you all fainting?
bayılıyorlar mı?
are they fainting?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past interrogative tense
bayıldım mı?
did I faint?
bayıldın mı?
did you faint?
bayıldı mı?
did he/she faint?
bayıldık mı?
did we faint?
bayıldınız mı?
did you all faint?
bayıldılar mı?
did they faint?
Past continuous interrogative tense
bayılıyor muydum?
was I fainting?
bayılıyor muydun?
were you fainting?
bayılıyor muydu?
was he/she fainting?
bayılıyor muyduk?
were we fainting?
bayılıyor muydunuz?
were you all fainting?
bayılıyorlar mıydı?
were they fainting?
Future interrogative tense
bayılacak mıyım?
will I faint?
bayılacak mısın?
will you faint?
bayılacak mı?
will he/she faint?
bayılacak mıyız?
will we faint?
bayılacak mısınız?
will you all faint?
bayılacaklar mı?
will they faint?
Present negative interrogative tense
bayılmaz mıyım?
do I not faint?
bayılmaz mısın?
do you not faint?
bayılmaz mı?
does he/she not faint?
bayılmaz mıyız?
do we not faint?
bayılmaz mısınız?
do you all not faint?
bayılmazlar mı?
do they not faint?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present continuous negative interrogative tense
bayılmıyor muyum?
am I not fainting?
bayılmıyor musun?
are you not fainting?
bayılmıyor mu?
is he/she not fainting?
bayılmıyor muyuz?
are we not fainting?
bayılmıyor musunuz?
are you all not fainting?
bayılmıyorlar mı?
are they not fainting?
Past negative interrogative tense
bayılmadım mı?
did I not faint?
bayılmadın mı?
did you not faint?
bayılmadı mı?
did he/she not faint?
bayılmadık mı?
did we not faint?
bayılmadınız mı?
did you all not faint?
bayılmadılar mı?
did they not faint?
Past continuous negative interrogative tense
bayılmıyor muydum?
was I not fainting?
bayılmıyor muydun?
were you not fainting?
bayılmıyor muydu?
was he/she not fainting?
bayılmıyor muyduk?
were we not fainting?
bayılmıyor muydunuz?
were you all not fainting?
bayılmıyorlar mıydı?
were they not fainting?
Future negative interrogative tense
bayılmayacak mıyım?
will I not faint?
bayılmayacak mısın?
will you not faint?
bayılmayacak mı?
will he/she not faint?
bayılmayacak mıyız?
will we not faint?
bayılmayacak mısınız?
will you all not faint?
bayılmayacaklar mı?
will they not faint?

Examples of bayılmak

Example in TurkishTranslation in English
- Bana bırak bayılmak üzere gibi duruyorsun.- No, let me... you look like you're about to faint.
Bayan Hart yine bayılmak üzere.- Mrs. Hart has fainted again.
Bayanların önünde bayılmak istemezdim.I wouldn't want to faint in front of the women.
Bayılacak. Tarzı bayılmak.- He's gonna faint.
Ben bayılmak üzereydim, ama o benden hızlı davrandı. hanımefendi !I was about to faint, but she fainted.
"Yemek yemezsem, kanamam olmaz ama sonra bayılırım ve onlar da Doktor Curlew'i çağırırlar."'If I don't eat, I don't bleed, 'but then I get faint and they summon Curlew.
- Ben de Sindrella'daki gibi bayılırım.-Then I faint, like in Cinderella.
Ben de kansızlık var, ara ara bayılırım hep.I have anaemia, I am fainting from time to time.
Ben kan gördüğümde hep bayılırım.I always faint at the sight of blood.
Bilmen gerekir ki, ben bazen bayılırım...You should know, sometimes I faint...
Günde 2 kez bayılırsın.You faint 2 times a day.
O tetiği çekmeden bayılırsın.You'd faint before you'd pull that trigger.
Primo, sakın gözbağını çıkarma, yoksa bayılırsın.Primo, don't even think about taking the blindfold off or you'll faint.
Çünkü anlatırsam düşüp bayılırsın.'Cause you'll faint!
Ayaklarının kokusuna dayanamaz, bayılır.He faints at the smell of his feet.
Francis kan görünce bayılır hemen.Francis faints at the sight of blood.
Mary Lincoln bağırır ve bayılır. Savaş Bakanı Stanton, odadan çıkarılmasını emreder.Mary Lincoln screams and faints, and Secretary of War Stanton orders that she is to be removed from the room.
Prenses kan gördüğünde bayılır.The princess faints at the sight of blood.
Eğer ailem öğrenirse bayılacağım.if my parents find out, I will faint.
Kanamayı durdur yoksa bayılacağım.Stop this bleeding or I will faint.
Onunla beraberken kalbim o kadar hızlı atıyor ki bayılacağım diye korkuyorum.When he is near, my heart races so rapidly I fear I will faint.
- Bilmiyorum, sanırım bayıldım.I don't know. i just kind of fainted, I guess.
- ya da bayıldım ya da...- or I fainted or...
-Galiba bayıldım.-Golly, I guess I must have fainted.
Ama bayıldımBut I fainted.
Annemle kavga ettim ve bayıldım mı?I had a fight with my mother and I fainted?

More Turkish verbs

Related

Not found
We have none.

Similar

Not found
We have none.

Similar but longer

Not found
We have none.

Other Turkish verbs with the meaning similar to 'faint':

None found.
Learning languages?