Ayrılmak (to leave) conjugation

Turkish
33 examples
This verb can also mean the following: separate

Conjugation of eiti

Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present tense
ayrılırım
I leave
ayrılırsın
you leave
ayrılır
he/she/it leaves
ayrılırız
we leave
ayrılırsınız
you all leave
ayrılırlar
they leave
Future tense
ayrılacağım
I will leave
ayrılacaksın
you will leave
ayrılacak
he/she/it will leave
ayrılacağız
we will leave
ayrılacaksınız
you all will leave
ayrılacaklar
they will leave
Present continuous tense
ayrılıyorum
I am leaving
ayrılıyorsun
you are leaving
ayrılıyor
he/she/it is leaving
ayrılıyoruz
we are leaving
ayrılıyorsunuz
you all are leaving
ayrılıyorlar
they are leaving
Past tense
ayrıldım
I left
ayrıldın
you left
ayrıldı
he/she/it left
ayrıldık
we left
ayrıldınız
you all left
ayrıldılar
they left
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous tense
ayrılıyordum
I was leaving
ayrılıyordun
you were leaving
ayrılıyordu
he/she/it was leaving
ayrılıyorduk
we were leaving
ayrılıyordunuz
you all were leaving
ayrılıyorlardı
they were leaving
Present negative tense
ayrılmam
I do not leave
ayrılmazsın
you do not leave
ayrılmaz
he/she/it do not leave
ayrılmayız
we do not leave
ayrılmazsınız
you all do not leave
ayrılmazlar
they do not leave
Present continuous negative tense
ayrılmıyorum
I am not leaving
ayrılmıyorsun
you are not leaving
ayrılmıyor
he/she/it is not leaving
ayrılmıyoruz
we are not leaving
ayrılmıyorsunuz
you all are not leaving
ayrılmıyorlar
they are not leaving
Past negative tense
ayrılmadım
I did not leave
ayrılmadın
you did not leave
ayrılmadı
he/she/it did not leave
ayrılmadık
we did not leave
ayrılmadınız
you all did not leave
ayrılmadılar
they did not leave
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past continuous negative tense
ayrılmıyordum
I was not leaving
ayrılmıyordun
you were not leaving
ayrılmıyordu
he/she/it was not leaving
ayrılmıyorduk
we were not leaving
ayrılmıyordunuz
you all were not leaving
ayrılmıyordular
they were not leaving
Future negative tense
ayrılmayacağım
I will not leave
ayrılmayacaksın
you will not leave
ayrılmayacak
he/she/it will not leave
ayrılmayacağız
we will not leave
ayrılmayacaksınız
you all will not leave
ayrılmayacaklar
they will not leave
Present interrogative tense
ayrılır mıyım?
do I leave?
ayrılır mısın?
do you leave?
ayrılır mı?
does he/she leave?
ayrılır mıyız?
do we leave?
ayrılır mısınız?
do you all leave?
ayrılırlar mı?
do they leave?
Present continuous interrogative tense
ayrılıyor muyum?
am I leaving?
ayrılıyor musun?
are you leaving?
ayrılıyor mu?
is he/she leaving?
ayrılıyor muyuz?
are we leaving?
ayrılıyor musunuz?
are you all leaving?
ayrılıyorlar mı?
are they leaving?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Past interrogative tense
ayrıldım mı?
did I leave?
ayrıldın mı?
did you leave?
ayrıldı mı?
did he/she leave?
ayrıldık mı?
did we leave?
ayrıldınız mı?
did you all leave?
ayrıldılar mı?
did they leave?
Past continuous interrogative tense
ayrılıyor muydum?
was I leaving?
ayrılıyor muydun?
were you leaving?
ayrılıyor muydu?
was he/she leaving?
ayrılıyor muyduk?
were we leaving?
ayrılıyor muydunuz?
were you all leaving?
ayrılıyorlar mıydı?
were they leaving?
Future interrogative tense
ayrılacak mıyım?
will I leave?
ayrılacak mısın?
will you leave?
ayrılacak mı?
will he/she leave?
ayrılacak mıyız?
will we leave?
ayrılacak mısınız?
will you all leave?
ayrılacaklar mı?
will they leave?
Present negative interrogative tense
ayrılmaz mıyım?
do I not leave?
ayrılmaz mısın?
do you not leave?
ayrılmaz mı?
does he/she not leave?
ayrılmaz mıyız?
do we not leave?
ayrılmaz mısınız?
do you all not leave?
ayrılmazlar mı?
do they not leave?
Ben
Sen
O
Biz
Siz
Onlar
Present continuous negative interrogative tense
ayrılmıyor muyum?
am I not leaving?
ayrılmıyor musun?
are you not leaving?
ayrılmıyor mu?
is he/she not leaving?
ayrılmıyor muyuz?
are we not leaving?
ayrılmıyor musunuz?
are you all not leaving?
ayrılmıyorlar mı?
are they not leaving?
Past negative interrogative tense
ayrılmadım mı?
did I not leave?
ayrılmadın mı?
did you not leave?
ayrılmadı mı?
did he/she not leave?
ayrılmadık mı?
did we not leave?
ayrılmadınız mı?
did you all not leave?
ayrılmadılar mı?
did they not leave?
Past continuous negative interrogative tense
ayrılmıyor muydum?
was I not leaving?
ayrılmıyor muydun?
were you not leaving?
ayrılmıyor muydu?
was he/she not leaving?
ayrılmıyor muyduk?
were we not leaving?
ayrılmıyor muydunuz?
were you all not leaving?
ayrılmıyorlar mıydı?
were they not leaving?
Future negative interrogative tense
ayrılmayacak mıyım?
will I not leave?
ayrılmayacak mısın?
will you not leave?
ayrılmayacak mı?
will he/she not leave?
ayrılmayacak mıyız?
will we not leave?
ayrılmayacak mısınız?
will you all not leave?
ayrılmayacaklar mı?
will they not leave?

Examples of ayrılmak

Example in TurkishTranslation in English
" Evden ayrılmak için 5 dakikan var! ""You have five minutes to leave the house!"
"...bunlar uzun zamandır tiyatroyla ilgili ancak ayrılmak istiyor olacaklar...""either women who've been in the theater for a long time and want to leave it...
"Aile" kimse geride bırakılmaz demektir. fakat ayrılmak istersen, gidebilirsin."Family" means nobody gets left behind but if you want to leave, you can.
"Bana sadece 30 dakika ver, bir daha asla ayrılmak istemezsin.""Give me 30 minutes and you will never want to leave me again."
- Anlıyorum, kendim ayrılırım.I understand. I'll leave on my own.
- Ben sensem, nasıl senden ayrılırım ki?How can I leave you alone if I'm you?
- Kasabadan ayrılırım.I will leave town.
- O ayrılırsa bende ayrılırım.- If he leaves, I leave.
- Ve buna katılmazsan da ayrılırsın.And if you can't get behind that, you might as well leave.
Annenden ayrılırsın öyle mi?Did you leave your mother?
Ben giderken ayrılırsın işte.You can break up with me when I leave.
Birkaç gün içinde kasabadan ayrılırsın.We'll leave in a few days.
Biz istersek, bu evden ayrılırsın ya da ayrılmazsın.You will leave this house or not if we say.
(Susan Doktor'un dokunulmamış yemeğini geri getirir ve ayrılır.)(Susan returns to Doctor's un touched food and leaves.)
- Öncelikle izinsiz ayrılır...First he leaves without permission...
2004 yılında Swartz Highland Park'tan ayrılır ve Stanford Üniversitesi'ne girer.In 2004, Swartz leaves Highland Park and enrolls in Stanford University.
21 Nisan günü, Lincoln'ün naaşı trenle Washington'dan ayrılır ve 2.662 kilometre uzaktaki Springfield, Illinois'teki Oak Ridge mezarlığına doğru yola çıkar.On April 21st, Lincoln's body leaves Washington by train, to travel 2,662 kilometers to Oak Ridge Cemetery in Springfield, Illinois.
Acısını sona erdirmek için, Alfredo kaçar. Madrid'den ayrılır ve annesinin yanına gider, on yıl boyunca bir daha görüşmezler.So that Amparo doesn't suffer Alfredo leaves and goes to find his mother.
'Ama Ahmedabad'daki telefon ve adresimden ayrılacağım.''But I will leave my address and telephone number in Ahmedabad.'
-Evden ayrılacağım.- I will leave the house.
Ama... farklı şekilde söyleyemezsin... ya da başka bir yalan yoksa iyiliğimiz için senden ayrılacağım.But... you can't say another word... or lie to me or I will leave you for good.
Ben işten ayrılacağım.I... will leave my position.
Ben... ayrılacağım.I... will leave.
"Bir dahiyi geride bırakarak şaşkınlık içerisinde ayrılıyorum."I am leaving, stunned - leaving behind a genius.
'Bu mektupla Rajjo'yla ayrılıyorum.''I am leaving this letter with Rajjo.'
- Ben gemiden ayrılıyorum.I am leaving the cruise.
- Evet, ayrılıyorum.- Yes, I am leaving.
- Sen sanki senden ayrılıyorum diye rahatlamış gibisin bence.- Like you are in relief because l am leaving from you by my own will
"20:30 civarında cep telefonumu unuttuğumu fark edince iş yerimden ayrıldım.""Around 8:30, I left work when I realized I'd forgotten my cell phone."
"Antwon" olarak girdim, ama "Skills" olarak ayrıldım.I walked in "antwon," but i left "skills."
"Ertesi gün oradan ayrıldım ve bir daha da geri dönmedim."l left the next day and never went back.
"Hemen o gece ayrıldım benim gibi Yahudilere neler olabileceğini biliyordum."In that very evening I left I knew what could happen to Jewish people like myself. I knew what was already happening, so I escaped to the Alps and I headed to America because I knew it wasn't going to stop."
"Mitsuaki'den öğrendiğin üzere, Tokugawa klanı'ndan ayrıldım."As you heard from Mitsuaki, I have left the Tokugawa clan.

More Turkish verbs

Related

Not found
We have none.

Similar

Not found
We have none.

Similar but longer

Not found
We have none.

Random

ayarlanmak
do
ayarlattırmak
let something being adjusted by somebody else
ayazlatmak
do
ayıkmak
sober
aylanmak
do
aynı telden çalmak
play the same wire
ayranıkabarmak
do
ayrılışmak
do
ayrımlaşmak
do
azınsımak
do

Other Turkish verbs with the meaning similar to 'leave':

None found.
Learning languages?