Işitmek conjugation

Conjugate işitmek - hear

Present tense

Turkish FormEnglish TranslationEx.
Ben
işitirim I hear
Sen
işitirsin you hear
O
işitir he/she/it hears
Biz
işitiriz we hear
Siz
işitirsiniz you all hear
Onlar
işitirler they hear

Present continuous tense

Turkish FormEnglish TranslationEx.
Ben
işitiyorum I am hearing
Sen
işitiyorsun you are hearing
O
işitiyor he/she/it is hearing
Biz
işitiyoruz we are hearing
Siz
işitiyorsunuz you all are hearing
Onlar
işitiyorlar they are hearing

Past tense

Turkish FormEnglish TranslationEx.
Ben
işittim I heard
Sen
işittin you heard
O
işitti he/she/it heard
Biz
işittik we heard
Siz
işittiniz you all heard
Onlar
işittiler they heard

Past continuous tense

Turkish FormEnglish TranslationEx.
Ben
işitiyordum I was hearing
Sen
işitiyordun you were hearing
O
işitiyordu he/she/it was hearing
Biz
işitiyorduk we were hearing
Siz
işitiyordunuz you all were hearing
Onlar
işitiyorlardı they were hearing

Future tense

Turkish FormEnglish TranslationEx.
Ben
işiteceğim I will hear
Sen
işiteceksin you will hear
O
işitecek he/she/it will hear
Biz
işiteceğiz we will hear
Siz
işiteceksiniz you all will hear
Onlar
işitecekler they will hear

Present negative tense

Turkish FormEnglish TranslationEx.
Ben
işitmem I do not hear
Sen
işitmezsin you do not hear
O
işitmez he/she/it do not hear
Biz
işitmeyiz we do not hear
Siz
işitmezsiniz you all do not hear
Onlar
işitmezler they do not hear

Present continuous negative tense

Turkish FormEnglish TranslationEx.
Ben
işitmiyorum I am not hearing
Sen
işitmiyorsun you are not hearing
O
işitmiyor he/she/it is not hearing
Biz
işitmiyoruz we are not hearing
Siz
işitmiyorsunuz you all are not hearing
Onlar
işitmiyorlar they are not hearing

Past negative tense

Turkish FormEnglish TranslationEx.
Ben
işitmedim I did not hear
Sen
işitmedin you did not hear
O
işitmedi he/she/it did not hear
Biz
işitmedik we did not hear
Siz
işitmediniz you all did not hear
Onlar
işitmediler they did not hear

Past continuous negative tense

Turkish FormEnglish TranslationEx.
Ben
işitmiyordum I was not hearing
Sen
işitmiyordun you were not hearing
O
işitmiyordu he/she/it was not hearing
Biz
işitmiyorduk we were not hearing
Siz
işitmiyordunuz you all were not hearing
Onlar
işitmiyordular they were not hearing

Future negative tense

Turkish FormEnglish TranslationEx.
Ben
işitmeyeceğim I will not hear
Sen
işitmeyeceksin you will not hear
O
işitmeyecek he/she/it will not hear
Biz
işitmeyeceğiz we will not hear
Siz
işitmeyeceksiniz you all will not hear
Onlar
işitmeyecekler they will not hear

Present interrogative tense

Turkish FormEnglish TranslationEx.
Ben
işitir miyim? do I hear?
Sen
işitir misin? do you hear?
O
işitir mi? does he/she hear?
Biz
işitir miyiz? do we hear?
Siz
işitir misiniz? do you all hear?
Onlar
işitirler mi? do they hear?

Present continuous interrogative tense

Turkish FormEnglish TranslationEx.
Ben
işitiyor muyum? am I hearing?
Sen
işitiyor musun? are you hearing?
O
işitiyor mu? is he/she hearing?
Biz
işitiyor muyuz? are we hearing?
Siz
işitiyor musunuz? are you all hearing?
Onlar
işitiyorlar mı? are they hearing?

Past interrogative tense

Turkish FormEnglish TranslationEx.
Ben
işittim mi? did I hear?
Sen
işittin mi? did you hear?
O
işitti mi? did he/she hear?
Biz
işittik mi? did we hear?
Siz
işittiniz mi? did you all hear?
Onlar
işittiler mi? did they hear?

Past continuous interrogative tense

Turkish FormEnglish TranslationEx.
Ben
işitiyor muydum? was I hearing?
Sen
işitiyor muydun? were you hearing?
O
işitiyor muydu? was he/she hearing?
Biz
işitiyor muyduk? were we hearing?
Siz
işitiyor muydunuz? were you all hearing?
Onlar
işitiyorlar mıydı? were they hearing?

Future interrogative tense

Turkish FormEnglish TranslationEx.
Ben
işitecek miyim? will I hear?
Sen
işitecek misin? will you hear?
O
işitecek mi? will he/she hear?
Biz
işitecek miyiz? will we hear?
Siz
işitecek misiniz? will you all hear?
Onlar
işitecekler mi? will they hear?

Present negative interrogative tense

Turkish FormEnglish TranslationEx.
Ben
işitmez miyim? do I not hear?
Sen
işitmez misin? do you not hear?
O
işitmez mi? does he/she not hear?
Biz
işitmez miyiz? do we not hear?
Siz
işitmez misiniz? do you all not hear?
Onlar
işitmezler mi? do they not hear?

Present continuous negative interrogative tense

Turkish FormEnglish TranslationEx.
Ben
işitmiyor muyum? am I not hearing?
Sen
işitmiyor musun? are you not hearing?
O
işitmiyor mu? is he/she not hearing?
Biz
işitmiyor muyuz? are we not hearing?
Siz
işitmiyor musunuz? are you all not hearing?
Onlar
işitmiyorlar mı? are they not hearing?

Past negative interrogative tense

Turkish FormEnglish TranslationEx.
Ben
işitmedim mi? did I not hear?
Sen
işitmedin mi? did you not hear?
O
işitmedi mi? did he/she not hear?
Biz
işitmedik mi? did we not hear?
Siz
işitmediniz mi? did you all not hear?
Onlar
işitmediler mi? did they not hear?

Past continuous negative interrogative tense

Turkish FormEnglish TranslationEx.
Ben
işitmiyor muydum? was I not hearing?
Sen
işitmiyor muydun? were you not hearing?
O
işitmiyor muydu? was he/she not hearing?
Biz
işitmiyor muyduk? were we not hearing?
Siz
işitmiyor muydunuz? were you all not hearing?
Onlar
işitmiyorlar mıydı? were they not hearing?

Future negative interrogative tense

Turkish FormEnglish TranslationEx.
Ben
işitmeyecek miyim? will I not hear?
Sen
işitmeyecek misin? will you not hear?
O
işitmeyecek mi? will he/she not hear?
Biz
işitmeyecek miyiz? will we not hear?
Siz
işitmeyecek misiniz? will you all not hear?
Onlar
işitmeyecekler mi? will they not hear?

Feedback: Noticed a mistake? Have a suggestion?

Have you noticed a mistake or a bug here somewhere on this page? Have ideas how we can improve our content? Submit a request for us and we will do our best to take your feedback into account!

Usage information for işitmek

This verb can also mean the following: come to know

Examples of işitmek

Example in TurkishTranslation in EnglishFm.
- Gidip ulu dağları görmek gibi ve çam ağaçları şelalelerin seslerini işitmek gibi.- To go and see the great mountains and hear the pine trees and waterfalls.
- Onları işitmek isterim. - Neden?-I'd like to hear them.
- Seni kimse ne görmek ne de işitmek istiyor artık, yalan mı?No one wants to see or hear you, am I right?
5 sene sonra, Florin şehrinin ana meydanı daha önce hiç olmadığı kadar dolmuş ve büyük prens Humperdinck' in gelecekteki eşinin kim olacağını işitmek üzere bekliyordu.Five years later, the main square of Florin City... was filled as never before to hear the announcement... of the great Prince Humperdinck's bride-to-be.
Acılarını işitmek için ne dediklerini anlamak şart değil.You don't have to understand to hear their pain.
"Kuzu üçüncü mührü açınca üçüncü yaratığın "Gel de gör!" dediğini işittim."And when he had opened the third seal, I heard the third beast say, Come and see.
"Ruhunda uzun zamandır yetişen garip bir delilik işittim.""I've heard the strange madness long growing in your soul.
# Bunu senin için yapmıştım # # övgü seslerini işittim # # ve dayanamadım #♪ I was made for this ♪ ♪ I heard the sound of glory calling ♪ ♪ and I couldn't resist ♪
#Birden ortaya çıkıverdi. #"Lütfen beni delicesine sev" diye bir fısıltı işittim.The only one my arms will ever hold l heard somebody whisper, "Please adore me"
- Affedildiğini işittim.I heard about your pardon.

Questions and answers about işitmek conjugation

Still don't understand something? Ask and receive a reply!

Ask us a question about this word and get it replied to here. Questions are answered by experienced language speakers.

Ask question about işitmek
Work in progress

Help us become the best conjugation resource. Find out more.

Tip: CTRL + M for navigation!

You can access a quick navigation menu with the shortcut 'CTRL + M'.

Learn languages with our Interlinear books!

Check out our new product - novel subtitled books in many languages to get reading practice!

Try out

Receive most useful verbs, tips and other info free!

Select the language(s) you're interested in

Do you know these verbs?

VerbTranslation
ileri geri etmemekdo
inatlaşmakdo
inkisarı tutmakkeep the radius
iş sarpa sarmakwork to heal the steep
iş vermekemploy
işi oluruna bırakmaklet sleeping dogs lie
işi uzatmakextend the business
işitilmekdo
işittirmekmake hear whomever
ivdirmekdo